|
|
|
||
Notice: Undefined index: no_view_links in /home/content/r/u/m/rumeliweb/html/turkrocker/forum/Sources/Subs.php on line 1327 Notice: Undefined index: no_view_links in /home/content/r/u/m/rumeliweb/html/turkrocker/forum/Sources/Subs.php on line 1333 Notice: Undefined index: no_view_links in /home/content/r/u/m/rumeliweb/html/turkrocker/forum/Sources/Subs.php on line 1589 Notice: Undefined index: no_view_links in /home/content/r/u/m/rumeliweb/html/turkrocker/forum/Sources/Subs.php on line 1595 Müzik ve matematik ilişkisi Müziğin duyguların dili olduğu görüşü, müzikle matematik arasında bir ilişki olduğu görüşünden daha fazla yaygındır. Aslında ikisi birden doğrudur. Müzik, farklı seviyelerde birden fazla yapıyı barındırır, bu yapıların soyutlamasını; yapılar arasındaki ilişkileri, bu ilişkilerin soyutlamasını gibi fakat müzik aynı zamanda duygusal olarak da kavranır, ne kadar doğru çalınırsa çalınsın bir müzik cümlesini çalmak, onu ‘güzel’ bir şekilde çalmaktır esas olarak. Dodecahedral uzay Matematik de düşüncelerin dili olduğu için, müzikteki yapıları kavramak, matematikteki yapıları kavramaya benzer bir düşünsellik de gerektirir. Benzer izdüşüm başka sanat dalları için de yapılabilir tabi ki. Ancak müzik soyut bir sanat olduğu için matematiğe daha yakındır. Müziğin tarihteki değişimine de bakarsak, insanın aklının fikrinin geliştikçe yeni müziksel düşüncelerin doğduğunu görürüz. Çok sesli müziğe geçiş düşünsel bir ilerleyişin sonucudur. Müzikte doğaçlama, 'ne kadar değişirse o kadar aynı kalır' sözünü doğrular ve insanın soyutlayabilme ve örnekleyebilme gücünü gösterir. Tamamen yapısal ve indirgemeci bir bakışla, Rönesans müziği armonisi çoğumuza tekdüze gelir. Barok dönemi daha hareketli, daha enteresandır ancak birkaç eserden sonra hep aynı armonik örüntülerin tekrarladığı düşüncesine kapılırız bugünle karşılaştırsak. Çünkü tüm müzikleri koca bir uzay olarak düşünürsek, Barok müziği bunun küçük bir altkümesini, Rönesans müziği ise bu küçük kısmın çok daha da küçük bir alt kümesini içerir. Tüm klasik batı müziğini düşünsek, ritmik tekdüzeliğinden dolayı hala o büyük uzayda küçük bir alan kaplar. Enstrüman seslerini de parametre olarak düşündüğümüz zaman tüm akustik müzik yine küçük bir noktadır koca müzik uzayında. Müzikle uğraşanlar, yukarıda gösterdiğimiz gibi, düşünebilen insanlar oldukları için ve düşünce de dizginlenemediği için yeni nota yazma yöntemleri, yeni enstrüman, yeni müzik formları, yeni armoni, yeni ses anlayışlarına girmiştir. Melodi oluşturma konusundaki önyargılarından kurtulmak için örneğin Mozart zar atarak beste yapmıştır. Akustik enstrümanların yetersiz kaldığını düşündükleri durumda müzisyenler elektronik seslere yönelmişlerdir. Psikoloji bilimi insanın işitsel algısının özelliklerini aydınlattıkça müzisyenler bu deneylerin sonuçlarını da kullanmıştır yapıtlarında. Teknolojinin ilerleyişi ve müzik 20 yy. başında teremin, telarmoniyum gibi ilk elektrikli enstrümanlar, elektronik müzik aletlerinin öncüleridir. Elektro gitar da bu dönemi takiben ortaya çıkan bir üründür. Bu aletlerden bazıları gelişmiş halleriyle veya aynen, hala kullanılmaktadır. Elektrikli aletlerden önce ise, 19 yy. ve daha öncesinde geliştirilen mekanik biliminin ve uygulamalarının gelişmesinden birebir ürünü olan müzik aletleri vardı : piyanoforte, saksofon gibi. Ancak bilgisayar, 20. yy sonunda, bu özelleşmiş aletlerin üzerinde evrensel bir ses sentezleme ve işleme aleti haline gelmiştir. Çünkü, bilgisayarı sembol işleyen bir makina olarak düşündüğümüzde, bu makinanın sözgelimi grafik işlerinde kullanıldığı gibi müzik işlerinde de kullanılması kaçınılmaz. Bilgisayarlar çok hızlı bir şekilde milyonlarca kombinasyonu tarayabiliyor, dizebiliyor, değerlendirebiliyor ve nasıl programlandıysa öyle çalışıyor. Bu kesinlik ve işlem hızı nedeniyle durmaksızın çalışan bir asistan gibi. II. Dünya Savaşı'nda şifrebilimcilerin teorik çalışmalarının sonucunda icat edilen bilgisayar, aynı yıllardan itibaren müzik üretmek için de kullanıldı. Bilgisayarın sağladığı bu olanaklar tabi ki virtüözlerin onyıllar içinde geliştirdiği yeteneğin, ya da bestecilerin onyıllarca yaptığı dinlemelerinin, sindirip sentezlemelerinin çöpe atılması demek değil. Bilgisayar, özellikle bestecilerin hayatını kolaylaştırabilecek, ilerleyişlerini hızlandırabilecek bir yardımcı. Şöyle ki, bir konçertoyu yazıp anında seslendirebiliyorsunuz, farklı kadans olasılıklarını hemen dinleyip içinize sineni seçebiliyorsunuz; bunun için orkestrayı toparlamanıza gerek yok. Tabi ki bir orkestra ile yapılan kolektif çalışmanın doyumu da yok. Virtüözler için yapılacak en önemli teknik çalışma enstrümanlarını ellerinin bir uzantısı haline getirmek ve kendilerini bu şekilde ifade etmek olduğu için, bilgisayarın metronom, akort aleti, kayıt aleti işlevleri görmekten öte katkısı olmaz ki bu da ancak kulağın ve kendi kendini dinlemenin gelişmediği aşamada kritik olabilir. Bilgisayar ve müzisyenlik Piyano ciddi anlamda mekanik teknoloji barındıran akustik bir müzik aleti. Ancak çok güzel bir piyanonunbaşına oturmak insanı iyi bir müzisyen yapmıyor. Aynı şekilde sıkı bir işistasyonunun karşısına oturmak da müziksel yeteneklerimizi şaha kaldırmıyor.Çünkü her iki durumda da güzel olanın ortaya çıkartılışı ve takdiri bizim düşünsel ve duygusal algılamadaki yeteneklerimize kalıyor. Bu yetenekleri geliştirmek de onyıllar süren bir çaba gerektiriyor. Üstelik kişinin bu algısının evrensel olduğu kadar yerel bir biçimlenişi, kendi kültüründen beslenen bir tarafı var. Bilgisayarlara ellerimizle veri gireceğimiz, klavye ve fare dışında daha hassas çevresel birimler eklenmesi ve bir nevi virtüözlük geliştirilmemesi için hiçbir neden yok. Veri eldivenleri örneğin, çok hassas el hareketlerini anında müziğe dönüştürebilir. Diğer uçtan da müzik aletleri gömülü bilgisayarlarla sınırlarını daha hızlı aşabilirler. Bu heyecan verici gelişmelerin hepsi oluyor ve olacak. Ancak kişisel görüşüm, müzisyenliğin geliştirilmesinde, bedenin bir uzantısı, parçası haline gelebilecek bir müzik aletine hakim olma ve bu şekilde yorum ve ifade gücünü geliştirmek, bilgisayar teknolojileriyle kapatılabilecek, daha fazla hızlandırılabilecek bir süreç değil. Kaynak:Ruhan Alpaydın Edit:Rockium |
||