TURKROCKER.com FORUM - ÜLKENİN EN GÜNCEL ROCK-METAL SİTESİ (Arsiv Ana sayfa) => Yabancı Metal Müzik

Konu: Moonspell

Sayfa: [ 1 ]

neorammstein 24.03.2007 16:49:28

Notice: Undefined index: no_view_links in /home/content/r/u/m/rumeliweb/html/turkrocker/forum/Sources/Subs.php on line 1327

Notice: Undefined index: no_view_links in /home/content/r/u/m/rumeliweb/html/turkrocker/forum/Sources/Subs.php on line 1333

Notice: Undefined index: no_view_links in /home/content/r/u/m/rumeliweb/html/turkrocker/forum/Sources/Subs.php on line 1589

Notice: Undefined index: no_view_links in /home/content/r/u/m/rumeliweb/html/turkrocker/forum/Sources/Subs.php on line 1595
Sitemize üye olmayanlar resimleri göremez.
Lütfen kayıt olun ya da giriş yapın

Moonspell hakkında bir tanıtım ya da biyografi yazısı yazmak epeydir aklımda vardı, aslında amacım 16 Şubat’tan önce böyle bir yazı yazmaktı. Verecekleri İstanbul konserinde önce böyle bir makale ilgi çekici olurdu herhalde, fakat kısmet bugüneymiş (13 Eylül). Beğeniceğinizi umduğum bu yazı için çok uğraştığımı söylemeden edemiyorum. Kaynak olarak faydalandığım yerler
Register or Login
www.moonspell.com
,
Register or Login
www.centurymedia.de
ve
Register or Login
www.centurymedia.com
dan ibaret olup yazım tamamem bir ceviriden ibaret değildir. Bundan sonrada birer hafta arayla grup biyoğrafileri eklemeyi düşünüyorum (belki daha geçte olabilir, bilemiyorum) önerdiğiniz grupları bana iletin. Mail adresim var oralarda bir yerlerde.


Moonspell’in temelleri 1989’da Fernando, Ares ve ismi Moonspell tarihi içinde pek bir şey ifade etmeyen iki kişi ile birlikte kurulan MORBID GOD’la atıldı. O sırada Fernando’nun davul çaldığı ve Ares’inde vokal yaptığı ARCHANGEL adında bir grupları daha vardı. Fakat müzik olarak çok farklı şeyler icra etmedikleri için Archangel kısa sürede dağıtıldı. Fernado’da Ares’de bütün enerjilerini Morbid God’da toplamak istiyordu.

Grup elemanları o sıralarda yaşadıkları küçük şehir Brandoa’da (ki hala yaşadıkları yer orası) kendilerine uygun çalışma ortamı yaratabilemek için fazlaca uğraştılar ve sonunda adına The Fever dedikleri bir kayıt yapöayı başardılar. Kayıdı birkaç ay sonra grubun gitaristi olacak Mantus 12 kanallı bir mikser kullanarak yaptı. Fakat Morbid God’dakiler ve Mantus kayıdı profesyonel bir çalışma olarak değerlendiremedikleri için asla piyasaya sümek istemediler. Grubun o dönemki felsefesi aceleci olmamak ama yinede çok çalışmaktan ibaretti. Fernando’ya göre bu felsefe Moonspell için halen devam etmekte.

Herşey daha yeni yeni yoluna koyulurken grubun davulcusu (Fernando artık vokallerde, Ares’de bass gitardaydı) ve gitaristi askere gitmek zorunda kaldı, grup ister istemez çalışmalarını yavaşlattı. Sessiz geçen bir yılın sonunda Morbid God gitaristleri ile ilişkilerini iyice yitirdi ve gitarları Mantus çalmaya başadı. Mantus’un gruba dahil olması ile birlikte Moonspell tarihinin ilk yayınlanmış kayıdı olan Sepent Angel için çalışmalara başlandı. Çok kısa bir süre sonra kayıt piyasadaydı.

Kayıt bir çok küçük firmanın ilgisini çekmeyı başardı ve Morbid God’a bir çok E.P. hatta Debut Albüm teklifi getirilmesini sağladı. Fakat Fernando ve arkadaşlarının acele etmeye iyetleri yoktu, beklemeye ve ellerinde olan herşeyi tekrar gözden geçirmeye karar verdiler. İlk iş olarak davulcu gruptan atıldı ve davuları halen Moonspell’de çalan Mike devraldı. Ardından ikinci gitarist olarak Nisroth alındı ve elbetteki 1992 ekiminde grubun ismi Morbid God yerine MOONSPELL oldu. Çalışmalara yeni kadrosu ile devam eden grup ilk demo için gerekli metaryeli br yıla yakın bir sürede toparladı. 1993’de ise Anno Satane demosu kaydedildi. “Goat on Fire”, “Ancient Winter Goddes” ve “Wolves from the Fog” adlı üç parçadan olşan çalışma underground piyasada gayet iyi tepkiler çekti. Bu tepkiler sonucunda da Moonspell Fransız firma Adipocere ile anlaştı ve bu firmadan efsanevi E.P. Under The Moonspell çıktı (1994).

Ama Under The Moonspell E.p.si çıkmadan önce grubun halletmesi gereken kadro sorunları vardı. İlk olarak gruba Tanngrisnir lakaplı gitarst katıldı.  Ardından bugün için Moonspell’in ikinci adamı dediğimiz ve Moonspell’in sound mimarı olan Pedro Paixao klavyeci olarak grupta yerini aldı (Nick olarak Passionis’i yada Neophytus’u kullanıyordu).

Under The Moonspell grubun ilk gerçek fanlarını kazandığı ve yavaş yavaş underground piyasasından sıyrıldığı çalışmadır (zira grup bu çalışma ile Century Media ile anlaştı). Şarkılar güneyli halkların okult, erotik ve karamsar yönlerinin Prortekiz ve Arap etnik müzikleri ile harmanlandığı kendine has bir black metal besteleriydi. Tenebrarums ve Opus Diabolicum gibi şarkılarla grup artık medyanın ve müzik severlerin ilgisini kazanmaya başlıyorlardı. 

Grup bu sıralarda ilk sahne performanslarınada verdi. Portekizli grup Decayed’le paylaştıkları sahnelerin haricinde Cradle of Filt, Cannibal Corpse ve Anathema gibi grupların Lisbon konserlerinde alt grup olarak sahne aldı.

Tüm bu deneyimler sonucunda kısa sürede çok şey öğrenen grup ilk E.P.lerinin kendilerine sunduğu en büyük armağı geri tepmedi ve Century Media ile halen süren birlikteliğe ilk imza atıldı. Artık debut albüm vakti gelmişti ve grubun üzerindeki beklentiler çok fazla idi. Neyseki Moonspell bu beklentileri karşılamak konusunda kararlıydı ve Wolfheart için çalışmalara başlandı. Kimi fanlar için hala grubun en iyi çalışması olan Wolfheart o dönem yapılan black metal’e karşın oldukça Radikal ve güçlü bir albümdü. Karanlık olmak için illa çığlık çığlığa bağırmak ve grind ritimler atmak gerekmiyordu ve Moonspell bunu biliyordu. Toplam sekiz şarkılık albümde (digipack versiyonunda dokuz) hiçbir şarkı bir birine benzemiyor ve albüm her şarkıda dinleyiciye farklı bir duygu uyandırabiliyordu.Bu albüm Wolfshade ile başlayıp Alma Mater ile biten soluksuz bir seruvendi (digipack de Alma Mater’le bitmiyor).

Wolfheart grup için pek çok açıdan iyi bir başlangıç oldu. Kayıt için Almanya’ya giden grup o dönemin en populer studyosu olan woodhouse’da çalıştı ve kendilerine prodüktör olarak Waldemar Sorychta eşlik etti. Albüm çıktıktan hemen sonra Morbid Angel’in Domination turunda alt grup olan Moonspell (1995) bu turnenin hemen ardından da İngiltere headliner olarak üç konser verdi.

Morbid Angel Turu grup için o dönem başlarına gelen en iyi şey ve en büyük sorundu. Çünkü tam turne öncesinde iki gitarist’te gruptan ayrıldı. O günden sonra grup nihayi gitaristi Ricardo’ya kavuştu ve Moonspell bir daha gitarist sorunu yaşamadı. Tam tamına yedi haftayı bir karavanda geçiren grup elemanları, yemek yapmaktan araba sürmeye, promosyon çalışmalarından kaset-cd satımına kadar her işle kendileri ilgilendi. İlk defa Almanya Fransa ve İspanya gibi ülkelerde konser veren grup bazı şehirlerde Morbid Angel’dan daha fazla kaset satışı yapmayı başardı (çünkü o sırada Morbid albümü zaten herkeste vardı ). Artık Alma Mater, Vampiria ve Wolfshade insanların bildiği şarkılar olmuştu ve Wolfheart albümü tüm avrupada 50.000 satmıştı.

1995 ve 1996 yılları arsında birden bire büyüyen grup Morbid Angel turundan sonra kendi ülkelerinde birkaç konser verip tekrar turneye çıktı. Bu sefer Tiamat ile turlayan grup daha iyi koşullarda konserler vermeye başladı. Sonraki günlerde Kreator ve Testament gibi büyük gruplarında katıldığı bir festivalde 7000 kişinin karşısına çıkan grup bu konserdende iyi eleştiriler almayı başardı.

İkinci albüm için zaman gelmişken grup Almanyada ki Out of the Dark fesitvaline katılan grup Crematory, The Gathering ve Secret Discovery gibi gruplarla sahne aldı. Seyircilerin yeni bestlere tepkisini ölmek için playlist’e yeni şarkılarınıda ekleyen grup seyircilerin tepkilerinden oldukça memnun kaldı.

İkinci albüm için gene Waldemar Sorychta ile çalışan Moonspell çok daha olgun ve tarzı oturmuş bir çalışmaya imza atmayı planlıyordu. Irreligious’un temelleri bu şekilde atılmıştı. Wolfheart’e benzemeyen albüm ayrıca Moonspell’in geleceğine dair bir ipucu veriyordu “Bu grup asla kendini tekrar etmeyecekti”. Elbetteki muhteşem bir ilk albümden sonra değişim eleştirileri grubun üzerinde toplamıştı. Bir kere wolfheart ve under the moonspell deki etnik yapı iyiden iyiye azalmıştı. Grup artık gothic metal denen türü yeniden icad etmekle meşguldu. Moonspell aldığı eleştirilere rağmen gene medyadan gayet iyi tepkiler alıp fanlarını oldukça memnun etmeyi başardı. Hatta Irreligious’la birlikte Moonspell hayranları ikiye bölündü, en güzel albümleri wolfheart diyenler ve en güzel albüm Irreligious diyenler (bu tartışma halen devam eder).

Albüm kayıtlarını bitirir bitirmez (1996) birkaç konsere çıkan grup albümün piyasaya sürülmeden önce ilk video klibini Opium’a çekti. O günlerde kendi konser kadrosunuda oluşturan grup artık sahnede de daha güçlü bir grup olmaya başlamıştı. Elbetteki güçlü bir sahne iyi bir turne gerektirir, grup sonraki günlerde Samael ile birlikte iki ay süren bir Avrupa turuna çıktı. Albüm ise bir çok avrupa ülkesinde en çok satanlar listesine girmeyi başarmıştı.

Grup için o dönemde başlarına gelen en güzel şey ise Gothic Rock’ın kraları Type O Negative ile avrupa turuna çıkmak oldu. Bu tur sayesinde bir çok yerde ve hep büyük sahnelerde konser veren grup sahne performansı konusunda kendisini geliştirdi. Artık Moonspell için hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

1996 yılının sonlarına doğru tüm o yorucu ve muhteşem performanslardan sonra dinlenmeye çekilen Moonspell üçüncü albümleri için çalışmalara bir yandan devam etti.

Fakat Moonspell o günlerde en ciddi ayrılığı yaşadı ve gurubun kurucu üyelerinden olan ares gruptan ayrıldı. Bu ayrılık Moonspell’le ilgilenen herkezi sarstı çünkü ayrılık sıradan bir el sıkışması ve bir birine şans dilemekten ibaret olmadı. Frenando durumu açıklarken Ares’in grubu git gide kendisine aitmiş gibi gördüğünden bahsediyor. Bizim neredeyse Moonspell için hiçbir katkımız yokmuş gibi düşünüyor ve böyle davranıyordu diyor. Bu doğrultu da yollarımızı ayırdık ve el sıkıştık diyen Fernando, Ares’in sonraki tavırlarından hala çok rahatsız olduğunu kesinlikle saklamıyor. En büyük darbe kuşkusuz Ares’in Moonspell’in isim hakları ve Sin Pecado’daki besteleri için gruba dava açmasıydı. Bu dava sadece grubun morali bozmakla kalmadı Century Media ile olan ilişkileride tehlikeye attı.

Tüm bu zor günlerin göğüslemeyi başaran grup Sin/Pecado ile sevenlerinin karşısına çıkınca bir şok da Moonspell fanları yaşadı. Sin/Pecado kesinlikle muhteşem bir olmasına karşın (ki hem medya hem de fanlar bu albümü oldukça beyendi) black metal etkisi gittikçe azalmış, grup tam anlamıyla bir gothic rock grubuna dönüşmüştü. Neredeyse tüm albümde hiç brutal vokal yoktu ve bu birçok fan için ciddi bir hayal kırıklığıydı. Bazı fanlar ise sadece elektronik samplerlardan rahatsız olmuştu. Neyseki HandMadeGod, Abysmo, Let Children Cum To Me ve Hangmed gibi muhteşem şarkılar sayesinde albüm bir başyapıt olmayı başarıyordu. Fakat Moonspell black metal dönemlerinden kazandığı fanlarını kaybetmeye niyeti yoktu. İşte bu yüzden Moonspell kadroya yeni katılan Sergio ile birlikte Fernando’nun black metal projesi Deamonarch’ı hayata geçirdi.O dönemlerde konserlerde sık sık deamoarch’tan parçalar çalındı.

Albümün çıkışında sonra verdikleri ilk Lisbon konseri sayesinde tüm kötü anıları unutup tekrar hayata döndüklerini düşünen Moonspell elamanları ayrıca birde Güney Amerika turnesine çıkma fırsatı buldu. Brazilya, Arjantin, Kolombiya ve Meksida konserler veren grup Avrupa’ya döndükten sonra da Therion, Darkside ve Anathema gibi gruplarla konserlere çıkma fırsatı buldu.

1998de grup için yeni bir albüm için kolları sıvadı. Röportajlarda sürekli Sin/Pecado’ya göre daha sert bir sound’dan bahseden Moonspell tayfası hayranlarını gittikçe heycanlandırıyordu. Fakat grubun Butterfly Fx için amaçladıkları, fanların beklentilerinden oldukça farklıydı.

Nitekim değişim her zaman iyi etkiler oluşturmayabilir, değişimin kendisi iyi olsa bile. Moonspell artık bir gothic rock grubu olarak durmuyordu karşımızda!!! Evet sound çok güçlüydü, prodüksyon inanılmazdı ama bu insanların tanıdığı Moonspell değildi ve bu yüzden Butterfly Fx içinde barındırdığı Can’t bee gibi şaheserlere rağmen fanları tarafından kabul görmedi. Albüm bir çok fan için kabul edilemeyecek kadar elektronikti ayrıca çok yoğun bir Remstain ve Marlin Manson etkisi hissediliyordu. Moonspell fanlarla arasını iyice bozmuştu. Album sonrası Amorphis ve In Flamesle birlikte Kuzey Amerika’yı turluyan grup her ne kadar birbirinden güzel ve başarılı şovler sergilesede kötü bir yıl geçiriyordu. Avrupada da Kreator Witchery ve Novembre ile turlayan grup tüm bu konserlerin sonunda bir çok yeni fan kazanmayı başardı ama hala kayıp çok fazlaydı. Artık onları geri kazanmak için bir şeyler yapılmalıydı…

2001 yılında Moonspell karanlık yönüne geri dönmeye karar verdi. Darkness and Hope ile tekrar raflarda yerini almayı planlayan grup hem kendi internet sitelerinde hem de röportajlarda köklere dönüşün sinyallerini veriyordu.

Kayıtları Finlandiyada ki Finnvox Studios’da yapılan Darkness and Hope ikinci bir Wolfheart ya da Irreligious olmaktan çok uzaktı ve aslında grup bunu yapmakta istemiyordu. Moonspell için önemli olan sürekli kendi yenilemek ve bir çok grubun yaptığı hataya düşüp kendini tekrar etmemekti. Darkness and Hope grubu geçmişe ...ürmekten çok gelecek için yeni bir yol çizen albümdü, Gothic Metal’in kuralları yeniden belirleniyordu. Albümün piyasaya çıkışının ardından Moonspell, bütün yılı Tiamat ve flowing Tears ile Avrupayı Turlayarak geçirdi. Sonrada Lacuna Coil ile kuzey Amerika turnesine çıktı. Moonspell tekrardan eski fanlarına kavuşmaya başlamıştı ve artık daha karanlık şeyler yapmanın zamanı gelmişti. 2003’ün başlarında grup yeni albümleri The Antidote için çalışmaya başladıklarını duyurdu.

The Antidote, Sin/Pecado’dan sonra en merakla beklenen Moonspell albümü oldu, çünkü grubun nasıl bir ürün vereceğini geçmişinden anlamak oldukça güçtü. Moonspell hayranlarının merak ilk single In An Above Man piyasaya çıkınca bir nebze azaldı ve herkez rahatladı. Karşımızda oldukça sert bir Moonspell vardı.

The Antidote’un en büyük kozu ise ön prodüksyon aşamasında grubun Waldemar Sorychta’dan yardım alması ve Ricardo’nun klavyelerin yanı sıra ikinci gitara el atması oldu (Grubun ikinci bir gitara Wolfheat’tan beri ihtiyacı vardı). Kayıtları Darkness and Hope’da kaydettikleri Finnvox Studios’da yapan grup tüm bu süre zarfı içerisinde birde Portekiz yapımı bir korku filmine soundtrack yaptı. Tarih 2003’un sonlarına gelirkende albüm dinleyicilerin beyenisine sunuldu…

Evet oldukça karanlık ve sert bir Moonspell’le karşı karşıyaydık öyleki Moonspell ilk defa içinde nerdeyse hiç clean vokal olmayan bir parça yapmıştı, üsteklik bu bir köklere dönüşde değildi, yani Moonspell hala kendini tekrar etmeden fanlarına ulaşabiliyor ve iyi müzik yapabiliyordu, hatta bazı küçük süprizler bile.

The Antidote üzerinde müzkal olarak çalışıldığı kadar edebi olarakda çalışılmış bir albümdü. Grup bu albüm için José Luís Peixoto adlı genç bir yazarla çalıştı ve Fernandonun yazdığı her şarkı sözü için bir de kısa hikaye yazıldı. Albümün Portekizde kitapla satılırken diğer ülkelerde  kitap multimedia olarak cdye dahil oldu. The Antidote’dan sonra Cradle of Filth, Type O Negative, Opeth, Posion Black ve Lacuna Coil gibi gruplarla bir çok ülkede konserler veren grup 16 Şubat 2004’de ülkemizide ziyaret edip Türk hayranlarının kalbindeki yerini sağlamlaştıran Portekizli grup şu sıralar bir DVD hazırlamakla meşgul…

SaTanic_ManTrA 29.03.2007 06:40:59
su sıralar the azan mannakı olduk ama
benım için sex kokan yuxexex alma mater i hıc biişi geçeMEZ


mother tongue speaks to me
in the strangest ways i've ever seen
i know that she sees in me
her proudest child, her purest breed
she speaks to me in colours
that i can't really understand
i only know that they are ours
and to those i'll proudly bend
for i am her only child
and she's my dearest mystery
from an ancient throne i defy the world
to kneel before the powers within.
for i am her only child
and she's my dearest mystery
world can't you see it?
am i alone in my belief?
virando costas ao mundo
orgulhosamente sós
glória antiga, volta a nós!
ALMA MATER!
breaking waves announce my bride
it is the only way the sea could sing
legends of lusitanian pride
he sings the words i cannot speak
at the moon mountain six wolves cry
your lost glory we'll regain or die
for i am her only child
and she is my dearest mystery
pagan gods in conspiracy
for the sword of tyranny
mother tongue has spoke to thee
in the strongest way they've ever seen
world can't you see ?
i am not alone in my belief.
ALMA MATER!
virando costas ao mundo
orgulhosamente sós
glória antiga, volta a nós!
ALMA MATERR!
mother tongue has spoke to me
in the strongest way i've ever seen
i know that she sees in me
her proudest child, her purest breed
she speaks to me in colours
i can't really understand
i only know that they are ours
and to those i'll proudly bend
for i am her only child
and she is my dearest mystery
from an ancient throne i defy the world
to kneel before the powers within.
for i am her only child
and she is my dearest tragedy
world can't you see it?
i am not alone in my belief.
virando costas ao mundo
orgulhosamente sós

ALMA MATERRR!

herkes züppe 04.08.2007 03:41:00
luna abi manyak güzel bi şarkı onun dışında ilk dinlediğim parçalarından biri olan finisterra güzeldi. ancak klibinden haz etmedim... ne de olsa satanizim kokuyordu buram buram...

neorammstein 07.08.2007 05:52:32
18 ağustosda konserine gelen var mı  benim dışımda   Cool

herkes züppe 08.08.2007 07:24:12
18 ağustosda konserine gelen var mı  benim dışımda   Cool

şoklardayım Shocked Shocked Shocked

konere mi geliyorlarrrrrrrrrrrrr

bilgi bilgi bilgiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii

Huh?Huh?Huh?Huh?Huh?Huh?Huh?Huh?Huh?Huh?Huh?Huh??[/b]

Brainiac 08.08.2007 07:25:54
ayrıntılı bilgi Google Search=summer+rocks Grin Grin
ayıca bende geliyorum o konsere neo Wink

neorammstein 17.08.2007 06:00:44
saatler kaldı  Cool

ThinkerBeLL 17.08.2007 12:22:38
Gerçekten çok kaliteli bir grup. En güzel albümleri irregilious bence ama ruh halime göre wolfheart da 1. sıraya yerleşebiliyo (:
Son albümü de çoğunluk tarafından beğenilmese de ben beğendim.
Yarın canlı canlı en önden izleyeceğim gerçi organizasyonun boktanlığından bilete verdiğimiz paralar içimizde patladı ama karşılığını alacağımızı umuyorum.
Gelecek herkese iyi eğlenceler (:

NaidenX 19.08.2007 04:33:50
18 ağustosda konserine gelen var mı  benim dışımda   Cool

şoklardayım Shocked Shocked Shocked

konere mi geliyorlarrrrrrrrrrrrr

bilgi bilgi bilgiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii

Huh?Huh?Huh?Huh?Huh?Huh?Huh?Huh?Huh?Huh?Huh?Huh??[/b]

Dünyadan Haberin yokmuş senin Wink . . .

Dün yani 18 agusttos Wink.  ..

Konsere gitmeyen kaybetti!

Vapmiria sarkisini cok severim

ThinkerBeLL 22.08.2007 09:06:53
Evet verdiğim bilet paralarına fazlasıyla değdi (: Sahneye geç çıkmaları ve az kalmaları dışında her şey güzeldi. Vip bölümünden izledim konseri o kadra yakınlarında olmak müthişti.. Elemanların hepsiyle el sıkıştık herkese bir şeyler vermeye çalıştılar. Bana baterist playlistini verdi.. Playlist hayal ettiğim gibi olmasa da iyiydi. Gelmeyenler çok şey kaçırdı bence.

neorammstein 22.08.2007 10:45:15
evet bende sıkıştım Cheesy

hard_rock 22.08.2007 14:18:20
luna kliibindeki o çizgi kız nekdar piskopattır öyle yaa...5 yaşında var yok kızın uğraşdığı şeylere bak  Cheesy
güzel grup güzel dinlerim arda ama çok değil  :/

NaidenX 24.08.2007 09:05:47
luna kliibindeki o çizgi kız nekdar piskopattır öyle yaa...5 yaşında var yok kızın uğraşdığı şeylere bak  Cheesy
güzel grup güzel dinlerim arda ama çok değil  :/

Doğaldır cizgi flm Wink

herkes züppe 24.08.2007 23:26:48
öhömm bende o konserde bulundum efendim biz epeyce bir kalabalık gittik 9 kişi olaraktan Grin vipe falan geçemedik öyle yanımızdaki arkadaşların bazısı içn çin işkencesine dönüştü konser her ne kadar seveceksiniz desekte olmadı Grin ama güzel bir gecedi ee döndüğümde geberiyordum yorgunluktan o ayrı mesele Grin

neorammstein 15.10.2007 12:35:05
luna luna luna  Roll Eyes

Dead_Dead 17.11.2007 09:17:40
Black den gothice dönmüş olan portakizli abilerimiz.Gerçi genelde herkes aynı parçaları seviyo ama Alma mater ve Vampiria parçalarını severim dinlerim...Opium da unutmuyalım...Summer da izliyemedim ya neyse...

permanganat 08.12.2007 12:39:25
alma materrrrrrrrrr headbang

Brainiac 08.12.2007 13:10:45
Black den gothice dönmüş olan portakizli abilerimiz.Gerçi genelde herkes aynı parçaları seviyo ama Alma mater ve Vampiria parçalarını severim dinlerim...Opium da unutmuyalım...Summer da izliyemedim ya neyse...
Doom'dan Gothic'e olmasın o  =) =)

SpartaN 04.01.2008 07:44:15
Black den gothice dönmüş olan portakizli abilerimiz.Gerçi genelde herkes aynı parçaları seviyo ama Alma mater ve Vampiria parçalarını severim dinlerim...Opium da unutmuyalım...Summer da izliyemedim ya neyse...
Doom'dan Gothic'e olmasın o  =) =)
Hemen hemen tüm albümlerini dinledim ama Black metal görememiştim açıkcası..Hangi albüm o Black metal yaptığı ??
Ayrıca Doomdan Gothice geçti diye bir şey de yoktur..
Herzamanki haliyle Moonspell Doom un öz niteliklerini gösteriyor..Sadece Gothic metalle harmanlaşarak bugünkü durumunu almış bulunmaktadır.. =)

neorammstein 15.01.2008 03:34:37
black  oops

permanganat 24.01.2008 10:17:20
Türkiye ye geldiklerinde cami gezmek için botları çıkarmışlar güzel memleketimin insanı bunların botları yürütmüş Grin

Ninhursag_ 24.01.2008 10:18:14
Bi' "Opium" u bilirim artık.

neorammstein 03.02.2008 03:58:49
Türkiye ye geldiklerinde cami gezmek için botları çıkarmışlar güzel memleketimin insanı bunların botları yürütmüş Grin
uahauhuahuhauahahahahha    Bunuda biyerde okudum paylaşmak istedim ,

" konserine gittiğim tek grup.gene gelirse gidin.çok zevkli.insanlr çok komik.bizsürü morali bozuk kendini iskandinav zanneden kızlarla,kendilerini vlad tepeş zanneden erkekler vardı.yalnız abicim fernando,harbi karizma şahsiyet.asası da cabası. "     Cheesy

lordii 03.02.2008 04:03:53
çok süper ler tam okumadım ama önceden okumuştum

tweety 22.02.2008 16:04:52
oooffff süper bir grup şarkılarını dinlemektn asla bıkmayacağım dönüp dönüp tekrar dinledğim bir grup... LUNA,opium,finisterra,soulsick... şarkılarn hepsi birbirindn güzel headbang

permanganat 15.03.2008 08:42:26
yeni albümlerinden iki şarkı grubun myspace adresinden dinlenebilir

neorammstein 15.03.2008 09:43:09
güzel haber


Sayfa: [ 1 ]