|
|
|
||
Notice: Undefined index: no_view_links in /home/content/r/u/m/rumeliweb/html/turkrocker/forum/Sources/Subs.php on line 1327 Notice: Undefined index: no_view_links in /home/content/r/u/m/rumeliweb/html/turkrocker/forum/Sources/Subs.php on line 1333 Notice: Undefined index: no_view_links in /home/content/r/u/m/rumeliweb/html/turkrocker/forum/Sources/Subs.php on line 1589 Notice: Undefined index: no_view_links in /home/content/r/u/m/rumeliweb/html/turkrocker/forum/Sources/Subs.php on line 1595 BİTİRDİLER GÜZELLİKLERİMİ bakire beyinlerin fahişe düşünceleri cennet başlı dünyanın cehennem bedeni bitirdiler tüm güzelliklerimi buruşturup atabilsem keşke gözlerimi tıbki sni kaleme aldıım her kağıda yaptıım gibi silsem o beynmden taşan nefrete inat gülen gözleri aksa gitse ruhumun tüm köpükleri sularla.. hani bulutlar ağlayınca gülermiş ya yeşilikler gülünce tüm sevilenler ağlarmı hep kuytu köşedekiler aşkın nefrete yakınlığını bilenler bırakırlar mı oklarını birer birer yeşilimi çalan caddeler bilir mi ki ana ata bacı ser kavuşturur mu bni iki rengi görmeyen çocukluuma kucağında uyuduum geceler avutur mu beni yalnızlıımı kamçılamasa gölge gibi bedensiz bir hayata bürünsem sarılamaz yalnzlık bu denli kanayan vücuduma vuramaz yokluğu avuçlamış ellerime kırbaçla gitsem diyorum gitsem çok uzaklara yalnızlığın çok kalabalık olduu diyarlara hani mutluluk yaşlanınca acı gecnçleşir ya mutlulun hep emzirilen bi bebek olduu diyarlara hayallerin gercekten ayrıldıı diil gerceklerin insandan ayrıldıı diyarlara... yazan:gülşahh ******** YOKSUN avuçlarımda bir tutam yoksun'la uyandım yine küfrettikten sonra biten geceye seni solumaya çıktım gökyüzüne bir namussuz rüzgar peşimde giymişim üstüme iki beden büük sevgimi de karmaşıklığı karıyorum halatlar dolusu hayalinle... şimdi düşünüor musun kimim die? nese sn devam et düşünmeye... sanki açıp gittiğin bir konserveyim uçup gitmiş tüm vitaminim her nefes alışımda havaya bir tutam daha sn enjekte ederm sözde onuda zehirlemecesine sonra alıp kocaman şiringayı elime hayatın şah damarına veririm aşırı dozda kendimi ama hayatla uyuşmaz ki dokum belkide bn bensizliğe mahkumum bn burda sn sn diye yanarken sn simdi kimbilir nerde üşüyorsun ama gözlerinin gözlerimi işgali hala belleğimde yüreğinin yüreğime süzülüşü hala gönlümde unutmadım o muzurluğunu unutamam ki hayatımın taarruzunu gözlerinin zindanlarda çürütüğü mahpusluğumu hala düşünüyor musun km olduğumu? dşün düşün... ama artık tanışma vakti merhaba tatlım bn hüzün... ***** avuçlarımda bir tutam yoksun'la uyandım yine küfrettikten sonra biten geceye seni solumaya çıktım gökyüzüne bir namussuz rüzgar peşimde giymişim üstüme iki beden büük sevgimi de karmaşıklığı karıyorum halatlar dolusu hayalinle... şimdi düşünüor musun kimim die? nese sn devam et düşünmeye... sanki açıp gittiğin bir konserveyim uçup gitmiş tüm vitaminim her nefes alışımda havaya bir tutam daha sn enjekte ederm sözde onuda zehirlemecesine sonra alıp kocaman şiringayı elime hayatın şah damarına veririm aşırı dozda kendimi ama hayatla uyuşmaz ki dokum belkide bn bensizliğe mahkumum bn burda sn sn diye yanarken sn simdi kimbilir nerde üşüyorsun ama gözlerinin gözlerimi işgali hala belleğimde yüreğinin yüreğime süzülüşü hala gönlümde unutmadım o muzurluğunu unutamam ki hayatımın taarruzunu gözlerinin zindanlarda çürütüğü mahpusluğumu hala düşünüyor musun km olduğumu? dşün düşün... ama artık tanışma vakti merhaba tatlım bn hüzün... arkadaslar sizde kendi yazmış olduunuz şiirlerini burdan bizimle paylaşn |
||
|
||
| Yoksun güzelmiş.. Eline sağlık devam et.. | ||
|
||
| ... | ||
|
||
| Örselendikçe parçalanmış dağılan bütünlüğümün yansımaları, hayatım bütün caddeleri boş bomboş ruhumun sızılı, yarım ve kopuk. |
||
|
||
| Maviliğin içinde dip veya yüzey içinden çıkılmıyor yavaşça bırakırken derinliğine dibin battıkça arınması ruhunun zamandan, geçmişten ve biriktirilmiş çöplüğünden arındıkça ruhun dipten tekrar yüzeye yükselişi maviliğin derinliğinde batıp çıkmaların nakaratı bu, yüzey veya dibin. |
||
|
||
| sonsuz imgeler denizinde gerçekten başka herşey yüzer, derinliklerinde su(deniz) geceyle lacivert sabahla mavidir bu yüzden gökyüzü ve ışıkların aynasıdır, su sadece yansımadır, ne mavi ne de lacivert derinliklerinde tüm tanecikleri saklıdır binlerce ve çok ince bir ses; dalgalarının hırçınlığı ve sakinliğinden çok daha sessiz ve sessizce söylenen bir dua gibi ses, duyabilene(Aşk) |
||
|
||
| sadece insansınız siz bu yokoluştaki küçük bir iz sanırsınız yaşam en büyük azap çaresiz akacak çok kanınız vicdan azabı ile yanacaksınız hepiniz ![]() 5 dakika önce yazdım kabul olur mu? ![]() |
||
|
||
| ödünç hançer öldürmez beni bir küfür gibi kara kayış dilini ver binlerce kez açıklasam da dilini çözemediğim ihanet gel bir daha bende dene kendini ne sen öldürebiliyorsun beni bu cenkte ne ben yenebiliyorum seni yazıldığın mevsime çok su ver kendi izinden giden yolları suçlarından arındır arkanda kaldı seni ilerde bekleyenler unutkan şiirler, kopmuş alıntılar hiçbir zaman kullanamadığın hatıralarla kendine yazdığın yaşam öyküsü! ah, bu kadar aşk herkesi yanıltır gelme üstüme boşalmış yeminlerin bileği ben sandığın sözcüklere vuran aksimdir ödünç hançer öldürmez beni ya başka bir silah seç kendine ya bırak başkasının ellerine ölüm aşkın işidir kork benden sevgilim ahretin olurum senin bu kadar çok seven öldürmesini de bilir ben seni çok yanılmış kalplerin sağlamlığıyla sevdim gücümdü güçsüzlüğüm ey, izini sürdüğüm ruhumdaki kara gölge, büyüttüğüm oğullarımı bir bir elimden alan hayat yanıltma beni, beni bana yakıştır son darbeden önce ilk sözü söyleyemeyen! kolay değil ödenmiş hayatın katili olmak kör eder hançerini içimin gücü ölümü göze alan yaşamasını da bilir Alınıtıdır. |
||
|
||
| Alacanım ah, nerde benim altından avaze sesim! yankısı bir duvara gömülmüş testide kaldı avaze sesim! şimdi başkalarının kalplerinde yankılanan bir zamanlar içinden geçtiğim aşklardı feryattan kimseler ölmez, denirken duvarlardan geçtim artık kimseyi sevemez aşktan ölmüş yürek, derlerdi şimdi kulağını dayadığın duvarda inleyen testi bir zamanlar feryatlarda unuttuğum avaze sesim! alacânım, mil yeşili gözlerin dindirdi gözlerimi kaç körü birden öldürdün bende mahsur kaldım, eksik oldum, kapına düştüm ben yandıkça ezber ettin ayazın demirini alacânım, indi mi göğsüne heves? hangi duvarın halısında gördün, bildin, vurdun beni kaç ormandan geçti içinde kaybolduğumuz o büyük takip içimizde bunca gurbet dururken yol ettik uzaktaki sılayı şimdi burdayız kanlar içinde alacânım indi mi göğsüne heves? etimdeki eksik yangın, sindi yüreğim seyreldi tenim sahtiyan tarih mahsur kaldım, meçhul oldum, şehit düştüm, alacânım, indi mi göğsüne heves? alacânım, rahat et ben gölgene ilişeyim her belanı ben göreyim yüreğimi ihbar et, bana bir uçurum ver, gideyim alacânım, indi mi göğsüne heves? biliyorsun adımın kıblesini bir meşhur hâfızla, meşhur bir şehvet alacânım, şuramda sinsi bir sızı gel öldüğümü farz et senden gelen her habere canımdan uçurduğum şahin pençesinde kaldı bileğim, yazım, harflerim bir yanım onla uçtu, sende kaldı, ben bittim alacânım, indi mi göğsüne heves? alacânım, yakılmış bir köyün adıydı adın görmedi kimse içinde ben de yandım o gün bugün kalbimin doğusunda tüten duman nerede olursan ol göğündeyim kanlı tarih her zaman Mardin'im, Midyat'ım ah benim altından avaze sesim kardeşlerimdi ölen de, öldüren de aranızdaki duvarda gömülü kaldım etimden uçurduğum uçurum meşhurdum, meçhuldüm, mahsurdum bir hâfızken eskiden mecnun kaldım şimdi aşktan, senden, kendimden n'olur sevmeden öldürme beni alacânım, söyle, indi mi göğsüne heves? Alıntıdır. |
||
|
||
| kimse öç alamaz benim masumiyetimden dizelerdeki zehirle kaç hafıza gezer dilimin altında bilinen yılan dağları iğne deliğinden geçirir kimsenin zamanına uğramadan tenha kin uzak gölge hileli köklerde demlenen içimizde dinmeyen kuytu mevsim vaktini bekleyen düğümlü sarmaşıklar gibi kalbim öldürür herkesi ah kimseden sorulmaz ki hiçbirşey yapmamanın zehri gövdeye indirilmiş sözlük kullanırken azalan vahşiliğin likit beklentisi içimizde çakallanan şimdi, burada ve hiçbir zaman taze hikayelerle yamanır yaralı bellek tuzak yeni tehlikelerle gövdelenir hiç kullanılmadıkları boşluklarda sanrısını tetikleyen kelimeler tanıdık bir yabancılık kazanır başkalarına anlatıldıkça çınlayan eşyanın teslim aldığı hayatların bilgisi sızamaz esrarımıza her iklim kendi mutlağını ararken kilitli hayallerin yer değiştirdiği aynalardan aynalara yepyeni bir boşluk kalır damarlarımda sahipsiz akan kuraklık gürültüsü vahşi kan çöl kanunları geçiyor göçümün unutulmuş ormanlarından kin bekliyor kınında borçlandığı zamanları geri göndermek için kullandığı günahlara yemin ve rehin ne kadar ikizse kalbimize ölüm aşkta seğirir kimseye aldırmadan geçen mevsimler gibi biz kendimizi tanıdık sanırken yıllar bizi kendiyle değiştirir ancak şiirle söyleyebiliriz: kendimize bunca yabancılık bizi tanıdık kılan kırmızı netice, kızıl kin kandan alınmış rengin verimi ömrün birçok çaprazı gibi uzaklık kazanır görüldükçe aşkla öldürür, ölümle aşık eder ruhun duvarlarına köpürmüş kara is karanlık iklim uçsuz gerçeklik kendini yaşar sahibinin görünmezinde ne kadar yolculuk etsende dibe içinden çıkamadığın içindeki ölü çocuk her şey ne çok belli derken ne çok belirsizlik anaya babaya yar a aşk kadar derin aşk kadar büyük kin yıllara eşlik eden sinsi nabız saydam zırhlarla korunmuş büyük şemsiyesi gündeliğin balık gözlerinin bile göremediği derinliklerde bizden sonrakilere devrettiğimiz bize teğet kuşanmış gizlerin bazen yanılıp aşk deriz buna zaten yanılmadan diyemediği hiç kimsenin dipte derin damar aşk, en köklü kin ana baba yar bir gün hepsi kaybolur birbirinin yarasının içinde derin, çok derin toprağın bilinen sırlarıyla kendimden yapılmış mezarımı örter gibi bağışlıyorum suçlarımı bilmediğim bir karanlığa ne kadar ödeşsen de ömrün yetmez bizi biz yapan içimizin saklı sularında bizden habersiz yaşayanlara aştım sandığın bir eşiğin ayakları altında bir gün bir damar uğultusu vurur dünyaya ölerek bile kaçamazsın aramızdan ehlileştirilmiş tekrarlarla yaşanan sayıklama yeniden döneceksin buraya imkansızdır aşk insan imkansızlaştıkça dünya başka bir yer olana kadar: anakin Alıntıdır. |
||
|
||
| Kadırga Senelerce, senelerce evveldi; Bir deniz ülkesinde... ve belki de birbirine aktardığım defterlerin hepsinde bu şiir vardı: Senelerce, senelerce evveldi; Biz seninle orada, o deniz ülkesinde tanıştık uzak denizler, uzak yakınlıklar içinde bir Kadırgada iki korsan tarih, yarın, ütopya dolu sandıklar arasında birbirimizi yaralarından tanıdık dışı korsan, içi iç denizlerde yaşayan çocuklardık konuşamadıklarımız bir bulut kalınlığında duruyordu aramızda oysa konuşsak yada dokunsak birbirimize çekip gidecekti içimizdeki o korkunç noksanlık batık gemilerin deniz diplerini saran umutsuzluğu vurmuştu yüzümüze Alınıtıdır. |
||
|
||
| Küçük bir çocuğa döndüm sizin yüzünüzden geçmişini hatırladıkça ağlayan her duydukça kafası bulanan yalnız bırakacak mısınız beni? Sessizlikteyim şimdi sen hiç bağırmak istemedin mi ben çok istedim duymayacak mısınız beni? Bağırabiliyorum artık soluklanmayı bırakıp ama göremiyorum hiç birinizi uyandıracak mısınız beni? Çok acı çekiyorum diyorum ama görmemezlikten geliyorsunuz Ölümümü bekler gibi İnanmayacak mısınız bana? Deli oluyorum seni gördüm göreli ama sen… benden nefret ediyorsun değil mi? VaMpiRe |
||
|
||
| itsene beni boşluğa ne bekliyorsun hadi durma sanki intikam alır gibi sen intikamdan ne anlarsın ki Ne kadar ihanete uğradın söyle hayat hakkında bildiğin ne belki benden nefret ediyorsun Ama daha kendini bile tanımıyorsun |
||
|
||
| gece ve sessizlik hakim yine ağır kasveti üzerime çökmüş çıkışı yok bunun işte anlayanı da olmadığı gibi yine aynı döngüler içinde tekrar edip duran benim yağmur yüklü bulutlar sarmış gökyüzünü üzerime üzerime yağacaklar yine kapkaranlık gökyüzü yine yağmur yine rüzgar savuruyor yaprakları yine sessizliğe hüküm vurdu gözlerim kelimelerin yine anlamı tükeniyorken yine umutsuzluk kıyılarına vuruyor yüzüm yansımasını arıyor ötesini bilen artık yok y. o. k. tarih işlemiş tek bir yerde vurup duruyor olmuyor yine yine denedim olmuyor çözümü y. o .k 25.04.2008 |
||
|
||
| Özledim seni... Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir... Beynimi uyuşturuyor özlemin... Çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca zaman içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum... Yokluğum, Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp mütemadiyen bir boşluğa sabahları seni okşayarak başlamaları, akşamları her işi bir kenara koyup seninle başbaşa konuşmaları özlüyorum;;; oynaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskülüğünü... Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne kadar yumuşak, bir çift kısık gözle kendini, ellerimin okşayışına bırakırken.. Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur oldğunu görmek ve sana bunları söyleyemeden "git artık" demek. "Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa" demek sana ne de zor.. Seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden... Yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime.. ah.. ah.. |
||
|
||
| Geçen yılların aynadaki yüzüme yansıması dahi aynı ve eve dönüşte aynı boş ıssız ve ayaz oda..! Şarkılar aynı şeyleri anlatıyor ama benim için herşey aynıki, gözyaşlarımı silemeyecek kadar yorgun ellerim..! Titreyen dudaklarım olmasa yaşadığımı anlamıcam aq, güneş doğar gündüz olur yaşar insanlar..Hayatı paylaşırlar.. Gece olur ben karanlığı ümitlerimle paylaşırım.. Zaman geçmeyi bilmez bir türlü.. YOKLUĞUN İLE YAŞAMAYI SAYMAZSAK, İSTANBULDA BEN BİR MEZAR GİBİ YALNIZIM ... Özel birine idi.. |
||
|
||
| *ßana insanLarı anlatmayın..ßen insanLarı ya$ayarak anlayanlardanım.. *ßana dostluk nedir diye sormayın..ben dostlarım için ölümle bulu$anlardanım... *ßana sen kimsin diye sormayın..ßen kendini anlatmayı sevmeyenlerdenim.. *ßana a$k nedir diye sormayın..1 kere ya$adım 1 daha ya$armıyım bilmeyenLerdenim.. *ßana can ne demek diye sormayın..canımdaki Canlar için can yakaNlardanım..! *ßana köpekLerden söz etmeyin..EfendiLeri için hizmet edenLerden bahsetmeyi sevmeyenLerdenim.. |
||
|
||
| Hayatın anlatmak istediği yanlışlarla dolu olduğudur… Yalanları o affedebilir ama aşk affeder mi..? Yaşanılacak aşk varken aşksız yaşamak doğrumudur..? Herkes sevdiğine değer vermeli değil mi..? Değer gördükten sonra değer vermek gerekmez mi..? İnsana insan gibi bakmak aşka inanmak yetmez mi..? Hayat çok acı ve her şeye rağmen devam ediyor değil mi..? O zaman daha kaybedecek neyin kaldı söylesene… Elinde kalan tek şey sevgin onuda kaybetme ..!!! |
||
|
||
| Ölen bedendir, ruh değildir. Sönen külllerdir, ateş değildir. Gülümseyen gözlerdir, gamzeler değildir... Sevilen yürektir, bedeni değildir..!! |
||
|
||
| Gölgeler doğuyor üstümde Zaten hep karanlık hep bir hüzün var yüreğimde Sevgi nedir aşk nedir bilmem ki Zaten bir kere yaşamışım bir daha yaşayamam ki |
||
|
||
| sen kelimesi artık yok bu lugatta 14 subatta yalnızım Askm artık zemin katta git arkana bakma hatta hayatta olduğuna şükret terkettim seni buna hazmet kime niyet kime kısmet SANA NEFRET bedduamı bile vermem sana yetti artık anlasana çekti gitti bu serseri resimleri yırtıp atsana bakasana muhtaçsın hatıralarıma neler vermiştim oysa sana kafana kurşun sıksan yeri bu sözler sana ESKİ SEVGİLİ sevemiyorum artık o gülüşleri bu işleri bıraktım ;sevişleri sensizliğe çoktan alıştım yalnızlık baştacım unuttum o eski günleri kuruttum gözyaşımı ve bugünleri yaaşr oldu seni düne gömfüm ÖLDÜM yalnızlık kapını çalacak tak tak aklını başından alacak kalk bak sanki umrumdamısın geldik bak burası son durak hahha!güleceğim sana yapma! gitme!artık ne fayda dedimya sana; bu son veda SON ELVEDA kaçacaksın buralardan solacaksın bir gül gibi yanacaksın kor ateşlerde dumanın tütecek üstünde gideceksin keşkeler elinde dilinde benim şarkım cebinde son elvedam SON VEDAM sen kelimesi artık yok bu lugatta 14 subatta yalnızım Askm artık zemin katta git arkana bakma hatta hayatta olduğuna şükret terkettim seni buna hazmet kime niyet kime kısmet SANA NEFRET....... |
||
|
||
| gelip geçen zamanda hep soğuktu mevsimler susup boyun büküşlerim onca küllenen yangınlar uğurlanan tükenişlerin ardından ondandır buğulu gözlerim sen bilme rüyalarımın çiçeği yetim kalmış yüreğimden sensiz gecen zamanı sileceğim doğacağım seninle yeniden sevgimi dağ rüzgârlarıyla değil menekşe kokulu meltemlerle yollıyacağım sana yaz ismimizi kutsal bir gecede takalım dilek ağacının en uç dalına sen benim yürek yarım hiç bir söz hiç bir bakış olamayacak senden başka |
||
|
||
| GELECEĞİM RÜYALARINA Bana soğuk geceleri hazırlayıp ,söndürdüler zindanımın idaresini sürdüler beni kara gecelerimde sensizliğe. Hayatımın küçük penceresinden baktırmadılar ,öksüz çocuk gibi boynu bükük kaldım. Hapsettiler dudaklarıma sana olan söylencelerimi,kramp ağrısı koydular bedenimin her noktasına … Bir göz kırpımı bir zaman kadar bile yaşatmadılar seni… Doğum sancızı bungunlarda bıraktılar sensizlikte beni… Neden bunca taşa tuttular beni,sözlerinde yüceltirken aslıyla keremi. Kestiler sana uzayan sürgünlerimi değiştirip içimdeki sevdamın adını utandırdılar beni …gerçek aşkla ,gerçekte yaşayamadım seni.. Bekle beni alıp yasak sevdalarımın yanına geleceğim rüyalarına… |
||
|
||
| Yalnız kalmışım yine , Beynimi sürekli meşgul eden , Beni yalnızlığa iten düşünceler var sadece yanımda .. Gidiyorum nereye gittiğimi bile bilmeden , Gözlerimde yaşlar .. Karşımda çıkmaz bir sokak ! Sonu olmayan karanlık bir yer … Aydınlık olsan da insanı karanlığa iten.. Bakıyorum etrafıma ; Göremiyorum hiç kimseyi , hiçbir şeyi ! Bana görünen sadece karanlık Ardıma dönüp bakamıyorum … Bulamıyorum hiçbir yeri Zaten benim dünüm var zehir gibi . . Neye ne çare arıyorum ki ben ?! Kalıyorum o köşede , çöküyorum . . Yorgunum , çok yol aldım bu sokakta . Ağlıyorum çaresizce . . . Kurtaranım olur mu acaba , Çıkaran olur mu beni de aydınlığa ? Hiç sanmıyorum ! . . Beni yalnızlığa iten , karanlığa iten kişiler Beni neden çıkarsınlar o karanlıktan ?!! Yalnız kalmışım , ağlıyorum . . Bu karanlıkta çürümeye yüz tutuyorum . . . |
||
|
||
| Turkuaz mavisiydi gördüklerim O kadar derinki atlarsam Kurtulurum zannettim Atladim çakildim yere Agriyor simdi bedenim Biliyorum bu yükü ben kendim yükledim Olmuyor birlestiremiyorun kelimeleri Dizemiyorum incik boncuk gibi tane tane Yazamiyorum yine Turkuaz mavisi bir sokaktan gectim dün gece yine Elma sekeri verdi bi dede Inandim inanmaya aç oldugum için yine Yürüdüm yoruldum eve gitmek istedim Fark ettimki ben kaybolup gitmisim 'Cik cik cik ne ayip' dedim kendime annemi unutmusum tanimadiklarinla konusma derdi gözleriyle her hecede anne konustum hatta sekeri bile yedim.. turkuaz mavisi ,yesile çalan bir yapragim ben uzun zamandir bu böyle savuruyorum kendimi bilinmezliklere makiden karasal iklime geçtim anlamiyorum ne bendeki bu velvele denize atladim,çikmaz sokaklardan geçtim yaprak oldum hatta savruldum,kayboldum silinmiyor , geçmiyor lekeledim kendimi sonsuz kere aciyorum kendime en acisinin bu oldugunu bile bile ya kahpeyim ölene yada anne memesine muhtaç bi bebe.. kurtarmaya çalisirken kendimi sigindim sana tutuldum o essiz gözlerine kuyumu kendim kazdim ve iste son;düstüm çakildim dibe susmam gerek bir müddet yazmamam, konusmamam, aynaya bakmamam dibe çökertmeliyim ruhumu görmeliyim neler gitmis benden sonra ayiklamalyim inci tanelerini tek tek ara vermeden gözlerin olmadan hissetmeden gerdanimda nefesini varligini genzime verdigin o dumanli tadi saniyorum sevdim seni seviyorum belkide peki ama sen? Niye böyle derinsin Sakinsin Karisiksin Karistiransin Biliyorum suç yine bende Elveda diyemiyorum yine kendime Siirden nefret eden acemi bi bebe Sairane acilar yaratmaya çalisiyorumm gövdende Yorma beni hadi Birazcik anlamayi denesene Aç ruhum turkuaz mavisi gözlerine.. |
||
|
||
| Hiç sormadım Kuralları koydular oynadım Hep kaybettim en baştan başladım Oynamaktan çok sıkıldım Hiç bozmadım Herşeyi zamana bıraktım Bu bir kabus uyanırım sandım Hepsi gerçekmiş bak uyandım Kuralları koyan Koyduğunu bozan Nerde bunun ucu Var mı bunun sonu Hep içime attım Ruhum doldu taştı Sustukça ben hergün Hayatın tadı kaçtı Dayanmak çok zor gördüklerime Artık oyun benim ve var bir isteğim Tek tek tek tek tek tek yenerim Ya da bu oyundan ben giderim Siz kimsiniz Hasta düşünceler ürettiniz Kendi köşenize çekildiniz Geçmişi böyle mi sildiniz ......... |
||
|
||
| Sus! Gecemizin çığlıklarını duyayım Ağlayan gözleri görmeden, Gecenin karanlığında kaybolayım Konuşma, sesini çığlıklara karıştırma! Yalnızca izle ve dinle! Karanlığın geceye olan hâkimiyetini… Sus! Kayıp yıldızlar zifir yalnızlıklarına ışık yakmış bekler... Gece gündüze seyreder Alışılmamış bir yalnızlık senfonisi ilişir kulaklara Masum ve güzel o büyülü ses herkesi etkiler! Hiç bu kadar güzel olmamıştı yalnızlık Vazgeçişler başladı, yalnızlığından kopuşlar Olmayacaktı biten bir hikâyenin anatomisi çizilemezdi Ve her ne olursa olsun bu hikâye deki kahraman tek değildi Yarım kalmış cümleler gibi bu şehirde… Gözlerine inmiş bir perde bu hikâyede Ve ve ve Bir yıldırım yalanır karanlığın sükûnetinden Bir adam imgeleri hep beyaz Mücahit bir sonbahar giydirmiş bedenine Yağmur içen Kan nöbetçisi batı düşlerinden Yalnızlık ne güzel Yakıştırma bedenin kalıp ölçülerine Duvarları sindirip fikri-i düşüncen Yardana kırbaçlayıp ruhunun içindeki umudu Ve Şeytansı tortuyu Tutunamadık yalnızlığın ahir zamanından, Yapamadık zamanın zamansızlığında, Başaramadık yalnızlığı… Sus! Karıştırma daha fazla İçimde savrulmuş duygu şehrini Taş koyma sokaklarıma, Çelme takma ayağıma Sadece sus Çığlıklarımın arasındaki gecenin koyu yalnızlığında Sıyrılıp siyahın korku prangalarından Nu insanlık koştuğu zehir zemberek taş sokaklarıma Dikme zakkum zehrini Sus! Hayat tiyatrosunda bir es koyup Locanın zimmete geçirilen sandalyesine Sıyır at içindeki karanlığı Gözlerinden bir bahar aksın Mavi, yeşil, eflatun Kızıl yıldızlar Dökülsün avuçlarına Çığlıklarıma tecavüz eden kadın Sus Dokunma yalnızlığa Bana kalsın oda! İçerde dolaşan parmak izlerin var hala! Beni yaralayıp kanımı içiren sen Yalnızlığa mahkûm edipte çirkin kahkahalarla gülen sen! Sus! Sus ve konuşma bir daha Acıtma kabuk bağlamayan yaralarımı Dokunma bir daha bana ve odama kirletme ellerinle Sus! Yorma dalgın kuşlarımı Kanatlarını kırdın uçamazlar bir daha Sus ve çık hayatımdan Zehrini daha fazla boşaltma dünyama Oysa hasretim sana Zehrine panzehir olsa Yoğunluğum alıp da gitse tek başına... Unutulan sükûnet Derin karanlık Açan kan çiçekleri Belâ hasretin Ve yalnızlığın Ve sessizliğin Ve gelip gitmelerin ömrümün kıyılarına Ve hayatında olup olmayısın Ve her şey Ve sen Ve ben Ve ve... Ve elveda benim zehirli sarmaşığım Ömrümün kangren yanı Kesip de atamadığım kolcağızım benim Bu hasret bir beni öldürür Bir beni yalnızlık… Ruhumu teslim etmek ne denli zor Adını anmadan gitmek! Yo bana göre değil sensizliği içime gömmek Dur! Susma! Konuş bu kez… Yalnızlığımı bastıran güneşim ol! Doğ gecelerime… Çığlıklarımı sustur sen konuş bu gecenin sabahında! Gözlerime bak son kez! Gülümse dokunulmamış taze dudaklarınla İçime attığım tüm dertleri bir gecede unuttur bana! Renklerimi getir avuçlarıma ve sakın susma! Son gecem senle mutlu geçsin şu beş günlük fani dünyada… Unutma bir gün senide alacağım yanıma Uzaklara gideceğiz Kimselerin olmadığı sessiz diyarlara Ölüm kokmayacak, kan olmayacak Sevgimizle yaşayacağız Korkular kendiliğinden silinip elveda diyecek bize Sen yalnızca bu gece susma! Gecenin sonu başlangıcımız olacak yeni bir dünyaya Şimdi susma! |
||
|
||
| Dar geliyor hayallerim bana, Çoğu kez şaşıyorum aklıma, Anlattığımda ise bir dostuma, Bol geliyor hayallerim ona. Üç buçuk kuruşluk düşüncelere, Geçit yok benim beynimde. Söylüyorum yanıma gelen herkese, Değmez boşa zaman kaybetmeye. Yüz kuruşu yüz kere düşünmek de niye? Değersiz olana değer versen de, Kıymet kazanmaz kendini harap etme, Ölçülür kıymetin değer verdiklerinle… Dar geliyor hayallerim bana, Çoğu kez şaşıyorum aklıma, Anlattığımda ise bir dostuma, Bol geliyor hayallerim ona. |
||
|
||
| Buaralar sakın gelme canım.. görme beni bu halimle! son zamanlarda unuttum kendimi gözlerim; gidişinin ardından ağladığı yerde bulupta süsleyemiyorum... dudaklarım; 'gitme Askm,bitmesin' dediği yerde, bulupta boyayamıyorum.. saçlarımı; son okşayışından sonra yıkamadım, taramadım.. korktum bendeki yokluğunu daha çok hissetmekten..! Elim hiçbirşeye kalkmıyor,üşüyor... günü geçsin ayrılığın gel... ellerim başka tenlerde donuyor... |
||
|
||
| bir sen vardın sevgilim hayatımın her köşesinde ne oldu nasıl oldu sana anlatamadan bitti bu a$k...! demişsin beni unuttu şimdi kim bilir nerde,kimle? unutmadın sevgilim snn gülüşününü,kalbini,sevişini unutamdım...! vee senleyim..! bu akaşam yıldızlar getirdi seni bana çoook uzaklardaN..! sol yanım senle sevgilim... BİR SEN VARDIN,HALA SEN VARSIN...! |
||
|
||
| gitmek daha kolay kalmaktan ve zaman öyle ağır işliyor ki her geçen günün altında enkaz gibi yığılı kalan kalbim tetikte beklemekten yoruldu dönsende umut yok tükendim yaşlar durmadı akmaya hala devam ediyor yaralar kapandı ama hala sızlamaya devam ediyor sancısı dinler mi bilemiyorum sensizliğin karanlığında çıkışım yok bir ömüre sığar mı sığar mı bu kutsal aşk tüm yıkıma rağmen tüm parçalarıma kayıplarıma rağmen bir kez daha seviyorum bilmesen de olur diyorum sessizliğime göm beni ardında bıraktığın gün ben öldüm çaresi yok bunun dönülecek yol yok üzerimize devrilen bu aşkın yıkıntılarından sıyrılmayı çok isterdim kalbimin yasını hala tutuyorum hala ruhumun izini sürüyorum yol bitene dek gidiyorum sürgün |
||
|
||
| Güle Güle Sana Yanıyor yine sigaram Dumanında gülüşün var Yanıyor yine sigaram Ateşin de kül oluşum var Gel de gör geceler soğuk Yıldızlar mı Ay ışığı bile yok Gel de gör ellerim soğuk Gözlerim mi Günlerdir uyku yok İnceden bir yağmur yağar Yüreğim de yangın var Gitarımda sitem sana Haykırıyorum dünyaya Bir daha sevmek mi asla Artık inanmam aşka Bu acıyı çekemem bir daha Yolun acık olsun sevdiceğim Güle güle sana. |
||
|
||
| Yıldızlarla Konuştum Bir yıldız kaydı bu gece Gidişi bin bilmece Göz kırptı geçerken bana Umudu kalmış yarına Sordum kalan arkadaşlarına Hep yanında duran gardaşlarına Neden terk etti sizi Neden kararttı gecenizi O ilerde bekliyor dediler Halkaya yenisini ekliyor dediler Birgün bizde gideceğiz yanına Belli olmaz belki şimdi belki yarına Unutma sende geleceksin bizimle En az bizim ritmimizle |
||
|
||
| Şırıngayla ruhumu Uyuşturduğum wakit; Siyahlara bürünmüş gözlere Ölüm şiirleri yazdım Ben ne kadar mahkumsam karanlığa Benim dünyama girdiğin wakit Acıların yol gösterdiği Ruhun zindan edildiği Bir kabustasın... Şafak pek uğramaz buralara...unutma!hep karanlık bir son bir öncesi olmadığı gibi bir sonrası da yok siyah-beyaz,ölüm-yaşam arada bir çizgi yok yaşadığım her gün ölüyorum öldüğüm her gün ise gerçekten yaşadığımı hiç bir şey hissetmediğimi gecenin koyuluğunda huzur bulduğumu farkediyorum |
||
|
||
| Şırıngayla ruhumu Uyuşturduğum wakit; Siyahlara bürünmüş gözlere Ölüm şiirleri yazdım Ben ne kadar mahkumsam karanlığa Benim dünyama girdiğin wakit Acıların yol gösterdiği Ruhun zindan edildiği Bir kabustasın... Şafak pek uğramaz buralara...unutma!hep karanlık bir son bir öncesi olmadığı gibi bir sonrası da yok siyah-beyaz,ölüm-yaşam arada bir çizgi yok yaşadığım her gün ölüyorum öldüğüm her gün ise gerçekten yaşadığımı hiç bir şey hissetmediğimi gecenin koyuluğunda huzur bulduğumu farkediyorum |
||
|
||
Şırıngayla ruhumu Uyuşturduğum wakit; Siyahlara bürünmüş gözlere Ölüm şiirleri yazdım Ben ne kadar mahkumsam karanlığa Benim dünyama girdiğin wakit Acıların yol gösterdiği Ruhun zindan edildiği Bir kabustasın... Şafak pek uğramaz buralara...unutma!hep karanlık bir son bir öncesi olmadığı gibi bir sonrası da yok siyah-beyaz,ölüm-yaşam arada bir çizgi yok yaşadığım her gün ölüyorum öldüğüm her gün ise gerçekten yaşadığımı hiç bir şey hissetmediğimi gecenin koyuluğunda huzur bulduğumu farkediyorum çok güzel yazmışsın ellerine sağlık
|
||
|
||
| Bak bugün de güneş doğdu Bugün de yaşıyorum Odam geceden kalma Dağınık, Bir tarafta saçların Bir tarafta gözlerin Tek tek topluyorum Yine de bir "sen" yapamıyorum |
||
|
||
Bak bugün de güneş doğdu Bugün de yaşıyorum Odam geceden kalma Dağınık, Bir tarafta saçların Bir tarafta gözlerin Tek tek topluyorum Yine de bir "sen" yapamıyorum çok güzelmiş bu
|
||
|
||
| o şiiri ben yazmadım nightmare_storm... Yine de tşk ederim | ||
|
||
o şiiri ben yazmadım nightmare_storm... Yine de tşk ederim rica ederim
|
||
|
||
peki kim yazdı bu şiirleri
|
||
|
||
| internetten buluyorummm, yazarlarını bilmiyorumm ama yine de sizinle paylaşıyorum | ||
|
||
| Delice seversin birgün aldatır Ellerin olupta seni ağlatır Mektuba yazılan bir iki satır Çok şeyler anlatır sevenler için Acıyla tükenir aylar mevsimler Bir aşkı anlatır eski resimler Bir masal gibidir bazen isimler Çok şeyler anlatır sevenler için Bu şarkı sevmeyi bilenler için Bu şarkı terk edip gidenler için Yıllarca bekleyip boşu boşuna Karşılık görmeden sevenler için |
||
|
||
| Atarmi bu kalp sen olmasan ? Feryad edermi sen duymasan ? Ne olur sevgilim kacma benden Yasarmi bu can sen olmasan ? Hangi can benim cektigim aciyi cekti ? Hangi kalp seni benimki kadar sevdi ? Hangi yurek ugruna olmek istedi ? Ne olur sevgilim son kez dinle beni !! Gulermi yuzum sen olmasan ? Bitermi huzun sen kalmasan ? Ne olur sevgilim kacma benden Yasarmi bu can sen olmasan ? |
||
|
||
| Sana beni seviyormusun diye sOrdum, Bana Hayir dedin... Sana güzelmiyim diye sOrdum, Bana Hayir dedin... Sana Kalbındemiyim diye sOrdum, Bana Hayir dedin... Sana eger uzaga gidersem peşimden aglarmisin diye sOrdum, Bana Hayir dedin... O zaman yürümeye başladım... Ve elimi yakaladin ve dedinki: Seni SevmiyOrum ama SENI COK SEVIYORUM... Güzel değilsın ama sen Mükkemelsin... Kalbımde değilsın çünkü kalbımsın... Uzaga gidersen aglamam, Olürüm... |
||
|
||
internetten buluyorummm, yazarlarını bilmiyorumm ama yine de sizinle paylaşıyorum çok güzeller sağolasın paylaştığın için.
|
||
|
||
| bişi değil her zaman:) | ||
|
||
| Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın, bir sincap gibi mesela, yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, yani bütün işin gücün yaşamak olacak |
||
|
||
| I Güzelliğin hangi çağlardan kalma Gözlerin hep böyle güzel mi bakar? Şimdi ben; seni sevmeyim de ne yapayım? O bir çift yeşilden onlarca şiir çıkar..... Ne olur susma, konuş... Dinledikçe seni, Ömrü uzuyor insanın... Ah bir de ellerini tutmak yok mu? Okyanusa açılmak gibi, İçinde bir sandalın... II Bir orman düşün? Yemyeşil... sonsuz... İçinde bir kız, Bırakmış kendisini ağacın gölgesine... O sensin... Ben de uzanmışım dizlerine, Sana şiirler yazmaktayım... Gözlerine ne zaman baksam Ben hep, o ormandayım... Unutulmaz eserler gibisin. Sesin notaların en güzeli, Saçların; Bir ezginin tatlı serinliği..... Bence bir sazende çıkıp da, Bestelesin bu güzelliği...... III Seni gören ölüler, Kalkar mezarlarından. Seni seven Okan ise Ölmez kolay kolay... Tanrının yeryüzüne indirdiği Bir melek misin sen? Her zaman her yedersin... Yaşam iksiri gibi gülüşün, Peki ama, Kanatların nerde senin? IV Seni sevince bağışlanır günahlarım Ak pak olurum... Dur bırakma elimi, Şu sırattan geçeyim... Cennet-cehennem bu dünyadaysa eğer, Ben şu an cennetteyim.... Ne güzel... Işıl ışıl gökyüzü Her yer çayır çimen... V Ne çıkar ki, Dört mevsim sürse sonbahar? Durmadan yağmurlar yağsa da; Fark etmez artık, Çatıdan sevgi mısraları akar... Seni seven unutur hüznü Bundan böyle, Mutlu şiirler yazar... |
||
|
||
| biliyor musun ...... sevda acıdır sevda gözyaşıdır sevda kendinden geçmektir sevda benlikte tükeniş sevda sevdalınla varoluştur sevda duyguların gizemi sevda bir yanıştır sevda sönmeyecek bir ateş sevdanın mekanı yürektir artık ölü bir benlik,yaşayan bir sevda amma acı amma bir ateştir ve bir kavruluştur uzakta bir gönül ki yare kavuşamayacak, ruhu ve kalbi hep inleyecek bilmemki bu sevda ne zaman dinecek |
||
|
||
| Neden Yaşamak istediklerindir, Hayatın sana getirdikleri, Ölümü istersen ardından gelir, Aşkı istersen kalbine gelir. Yapayanlız yaşıyorsam hayatı, Tutamıyorsam zamanı, Ölüm bile kavuşturamıyorsa, Neden çekersin ki aşkın acısını... |
||
|
||
| İnsan bazen yaşarken de ölümü tadar Kalbi durmaz belki inadına daha hızlı çarpar Ölümün gözyaşları gözlerinden akar Tabut misali bomboş kalan buz gibi yatağa yalnız yatar. İnsan bazen yaşarken de ölümü tadar Sanki güneş hiç doğmaz inadına hep batar Kalbinden geçen nehirler misali Suları hep tersine akar. İnsan bazen yaşarken de ölümü tadar Belki pek fazla konuşmaz inadına hep susar Bugüne kadar ki aşklarının hepsi Kalbinde sessizce yatar. İnsan bazen yaşarken de ölümü tadar Biriktirdiği bütün sevgileri, acıları, hüzünleri bir anda kusar Tebessümü unutmuş Acılarını söylememiş, hep susmuş Ve yüreğini bir esir misali hep zindanda tutmuş İnsan bazen yaşarken de ölümü tadar Ölüm acıların en büyüğü değildir ama Yaşarken ölmek insana çok koyar. |
||
|
||
| EĞER BİR GÜN... Eğer bir gün kendini ağlayacak gibi hissedersen Ara beni Seni güldürebileceğime söz veremem Ama seninle ağlayabilirim Eğer bir gün korktuğun yağmurlar seni ıslatırsa Göz yaşların süzülürse yanaklarından Çağır beni Bil ki seninle ağlayabilirim Eğer bir gün aşk şarkısı kulağını tırmalarsa Nameler karışırsa birbirine Seslen bana Ben o şarkıyı sana söyleyebilirim Eğer bir gün yalnızlığa yenik düşersen Geceler uykunu bölerse Haber yolla Sana anılarımı getirebilirim.. Eğer bir gün her şeyi bırakıp gitmeyi düşünürsen Beni aramaya korkma Seni durdurmaya söz veremem Ama seninle gelebilirim Eğer bir gün hiç kimseyi dinlemek istemiyorsan Beni ara Senin için orada olacağıma söz veririm Ve çok sessiz olacağıma da Eğer bir gün ölmeye karar verirsen Beni ara Sana sensiz olmanın ölüm olduğunu Anlatabilirim.. Ama eğer bir gün beni arar Ve hiç cevap alamazsan Çabucak beni görmeye gel Belki de benim sana ihtiyacım vardır. Geç kalma olasılığını da hesaba kat Mutlu olabileceğimi düşün Elinde bir demet gül Gel mezarıma.. |
||
|
||
| BEN BUYUM İŞTE ! Tutamayacağım sözler vermem Adımlarımda 'kim ne der' diye düşünmem Basit kişilerle polemiğe girmem Dünyada kimse üzülsün istemem ama üzülmekte istemem ! Bazı şeyleri asla affedemem Geçmişime takılıp dert etmem Yaşanmışlıkları kolay silemem Acıyı tanıdıgım için,kimseye çektirmem Cesaretsizligi 'gurur'la örtmem Yalan ve taktiklerle uğraşmayın,yemem! Dostlarıma laf ettirmem Tutkularım var, vazgeçemem! Gidiyorsan eğer,çok özlesem bile dön demem Artık kimseye kolay kolay güvenemem Bir daha güvenmedikçe sevemem Bazen çok severim ama söylemem! Ağır geliyosa bunlar, firar serbest... |
||
|
||
| paylşım için teşekkürler bende bazı şiirler daha doğrusu şarkı sözleri üzerine son çalışmalarımı yapıyorum bir süre sonra paylaşacağım mutlaka | ||
|
||
| Kırsam sevinir mi yüreğin, Ellerine dokunmayan ellerimi? Dağlasam hisseder mi bedenin, Sensizliğe alışmayan gözlerimi? Ufacık sevgi yok mu içinde? Sevip cevap versen yadıma. Sensizlik kor gibi yanar kalbimde, Gelip de söndürsen rüzgarınla. Bu şiir,benim gözyaşımla dolu; Gözlerimden yüreğime akan. Ama yüreğim senin sevginle dolu; Damla damla gözyaşımla sulanan. Sensizim ama ümitsiz değilim. Seviyorum,seveceğim sonsuza kadar. Seni bu sevgimle bekleyeceğim. Ölüm beni bulana kadar. |
||
|
||
| Gözlerine bakamıyorum Ellerini tutamıyorum Saçlarını okşayamıyorum Çünkü ona kıyamıyorum Ben onu çok seviyorum Hep onu düşünüyorum Onu kaybetmekten korkuyorum İnanmayın bunların hepsini KAFADAN ATIYORUM Çünkü böyle bir sevgiye laik Bir kişi tanımıyorum. Yazarı : Sanem TUG |
||
|
||
| Aşk karşılık bulamadığı zamanlar Getirir acıları beraberinde Ağrılar içinde yok olur yaşamlar Karanlık puslu bir gecede Kan ağlar ruhu bedenin Ölüme giden trenin ilk düdük sesiyle Her kompartımanında Ayrı bir yüz,ayrı bir hikaye Yitip gitmek değildir pişmanlıkları Geride bıraktıkları gözyaşları İçindeki dostları,sevdaları,ana babaları Gözlerinin hep arkada kalmasıdır İçlerindeki bütün acıları Dönüşü yoktur bu yolun Bindin mi bir kere bu trene İnilmez Geç kalmaz asla gideceği yere, Zaman,her zamankinden yavaştır Hayatsa; Olduğundan çok daha kısa Yazarı : İbrahim Barış BARIŞKAN |
||
|
||
| İki Karanlık Orman Birbirini Sevse Ne Olur, Sevmese Anlaşmak diye birşey yoktur aslında dillerin ve yüzlerin altında başıboş zamanlar dolaşır sokaklarda bir kıç,bir penis,bir çocuk-köpek gibi dolaştığım zamanlar varlığımı koruyabilmek için masaların altında ellerimi, ayaklarımı parçaladığım zamanlar Zamanlar haindir,zamanlar muhbir İki karanlık orman birbiriyle anlaşsa ne olur, anlaşmasa Güvenmek diye birşey yoktur aslında dillerin ve yüzlerin altında başıboş korkular dolaşır bense korkumu ölümümün altına sakladım hep korkumun kokusunu aldılar kaçtım kovaladılar İki karanlık orman birbirine güvense ne olur, güvenmese Sevmek diye birşey yoktur aslında dillerin ve yüzlerin altında başıboş yalnızlıklar dolaşır uydurulmuş anılar,sahte öyküler,hiç kullanmadığım yerlerimi bıraktım onlar yine de son kapıma dayandılar kapının ardı karanlık deniz denizde masum,tetikteki sızım,son inancım gördüler onu Artık şimdi o karanlık denizde 'binlerce hiçkimseyim' İki karanlık orman birbirini sevse ne olur, sevmese CEZMİ ERSÖZ |
||
|
||
| Kalp Ağrısı Iste yine basbasayiz icimin acisi yine birlikteyiz ver elini sus ve ne olur incitme beni Ey kalbimin agrisi ver elini cikalim seninle soluksuz kalmadan sessizce bu karanlik ve ugultulu ormandan Icimin acisi, kalbimin agrisi, askim iste yine basbasayiz ver elini sus ve ne olur incitme beni CEZMİ ERSÖZ |
||
|
||
| Karanlık Kokulu Otlar Ölüm, sizin eve sığınan kimsesiz bir çocuktu. Sen ondan öğrendin kendine ne kadar uzakta olduğunu Ölüm düşürdü seni ruhunun gurbetine Ve büyük bir yalandan kurtardı. Bu yüzde hiç aldanmadın Hiç de mutlu olmadın... Ölüm, ömrünün o yalan yarısını senden aldı. Aşka susamış öbür yarısını yakın uzaklara saldı. Ölüm yüzünden ne kimsenin kimsesi oldun Ne de kimse senin gördüğünü gördü. Yaşayan tek yerin o ölü gözlerindi. Karanlık kokulu otlar bu yüzden bir tek sana el salladı... CEZMİ ERSÖZ |
||
|
||
| MONA ROZA Mona Roza, siyah güller, ak güller Geyvenin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Ah, senin yüzünden kana batacak Mona Roza siyah güller, ak güller Ulur aya karşı kirli çakallar Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa Mona Roza, bugün bende bir hal var Yağmur iğri iğri düşer toprağa Ulur aya karşı kirli çakallar Açma pencereni perdeleri çek Mona Roza seni görmemeliyim Bir bakışın ölmem için yetecek Anla Mona Roza, ben bir deliyim Açma pencereni perdeleri çek... Zeytin ağaçları söğüt gölgesi Bende çıkar güneş aydınlığa Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi Seni hatırlatıyor her zaman bana Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vahşi çiçekte gurur Bir mumun ardında bekleyen rüzgar Işıksız ruhumu sallar da durur Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ellerin ellerin ve parmakların Bir nar çiçeğini eziyor gibi Ellerinden belli oluyor bir kadın Denizin dibinde geziyor gibi Ellerin ellerin ve parmakların Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Saat onikidir söndü lambalar Uyu da turnalar girsin rüyana Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Akşamları gelir incir kuşları Konar bahçenin incirlerine Kiminin rengi ak, kimisi sarı Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine Akşamları gelir incir kuşları Ki ben Mona Roza bulurum seni İncir kuşlarının bakışlarında Hayatla doldurur bu boş yelkeni O masum bakışlar su kenarında Ki ben Mona Roza bulurum seni Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Henüz dinlemedin benden türküler Benim aşkım sığmaz öyle her saza En güzel şarkıyı bir kurşun söyler Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Artık inan bana muhacir kızı Dinle ve kabul et itirafımı Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı Alev alev sardı her tarafımı Artık inan bana muhacir kızı Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Meyvalar sabırla olgunlaşırmış Bir gün gözlerimin ta içine bak Anlarsın ölüler niçin yaşarmış Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Altın bilezikler o kokulu ten Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne Bir tüy ki can verir bir gülümsesen Bir tüy ki kapalı gece ve güne Altın bilezikler o kokulu ten Mona Roza siyah güller, ak güller Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Aaahhh! senin yüzünden kana batacak! Mona Roza siyah güller, ak güller Sezai KARAKOÇ |
||
|
||
| Güzel şiirler molkoist teşekkürler | ||
|
||
Güzel şiirler molkoist teşekkürler rica ederm... daha baska da koysam mı diye düsünüyorum... |
||
|
||
Güzel şiirler molkoist teşekkürler rica ederm... daha baska da koysam mı diye düsünüyorum... |
||
|
||
| Karnındaki Bıçak İzi Bir baş dönmesiydi bıraktıgın içindeki bilgeligi taşırmak için küçülüyordun karşımda bütün suçlarımı üzerine alıyordun... Anlatmaktan yorulmuş bir veda oluyordun beni ölüme hazırlamak için küçülüyordun karşımda bütün suçlarımı üzerine alıyordun Bir baş dönmesiydi bıraktıgın kirli, susuz, kutsal sızı küçülüyordun karşımda karnındaki bıçak izi yastıgımdı.. CEZMİ ERSÖZ Cana Yakin Hayalet Ol Simdilik beni en son sen ara uzunc melegi dolasip dursun odamda. Kis omuzlarini, kucult kendini birsey isteme, istemeye yeltenme arzuyu arzulama hosa gorun, hosa git...incitme incin, icini kanat... Hep acit kendini Kendini kalabaliklara sun..Bosluga el salla guleryuzlu ve canayakin bir hayalet ol yuzunu hep onlara tut gozlerini icine cevir nefesini tut ve yasa Cunku bitmedi daha icindeki o buyuk hazirlik ve sen sevdikce...sevdikce amansiz bir sevda halinde birgun olecek bu kasvet, olecek benimle birlikte. Simdilik beni en son sen ara üzünc melegi dolasip dursun odamda. CEZMİ ERSÖZ |
||
|
||
| şimdi burda değilsin.! şimdi burda değilsin.... ama beni duyuyosunn...biliyorum... kapat gözlerini benim için ve dinle n'olur... bak yoksun... bunun anlamını biliyomusunn.... yokluğun yüreğimmdeki bu yıldızsız, bu dipsiz, karanlık gece... yokluğun, odamın duvarlarına astığım suretlerine bakarken, unuttuğum dalgın gözlerim.... yokluğun yastığımda bıraktığın bu kimsesiz saç telleri... sırf kalemini değdirdiğin için atmaya kıyamadığım bu kağıtlar... her an gözümün önünde sakladığım mektupların, peçetelere yazdığın şiirlerin, hediyelerini sardığın paket kağıtların... sen gidince, hala sen kokuyodur, diye üzerime giydiğim ve derinn derinn soluduğumm giysilerin.... bu yarı deli... bu hayattan kopuk ruhum... kapat gözlerini ve bana baak.... ben ne diye varsa gördüğün, işte o senin yokluğun.... söyle.! sana neyi anlatayımm... sabaha karşı çalan telefonumun ucunda, n'luuur bana hayattan kötü davranma diyen...sayıklayan.. o kırgın, o kendine çarpan sesini mi..! ! cezmi ersöz |
||
|
||
güsel şiiler ellerinize sağlık paylaşım için saol
|
||
|
||
güsel şiiler ellerinize sağlık paylaşım için saolrica ederim=) |
||
|
||
Yoksun güzelmiş.. Eline sağlık devam et.. evet yoksun güzelmiş yüregine sağlık
|
||