|
|
|
||
Notice: Undefined index: no_view_links in /home/content/r/u/m/rumeliweb/html/turkrocker/forum/Sources/Subs.php on line 1327 Notice: Undefined index: no_view_links in /home/content/r/u/m/rumeliweb/html/turkrocker/forum/Sources/Subs.php on line 1333 Notice: Undefined index: no_view_links in /home/content/r/u/m/rumeliweb/html/turkrocker/forum/Sources/Subs.php on line 1589 Notice: Undefined index: no_view_links in /home/content/r/u/m/rumeliweb/html/turkrocker/forum/Sources/Subs.php on line 1595 Sitemize üye olmayanlar resimleri göremez. Lütfen kayıt olun ya da giriş yapın Children of Bodom - Every Time I Die The faint blaze of the candle of my life slowly dying like a fire in the pouring rain. No sparks of hope inside, no shooting stars on my sky. on broken wings, no flying high. Another night, another demise, Cadaverous wind blowing cold as ice. I`ll let the wind blow out the light, 'Cuz it gets more painful Every Time I die. Out of strength to fight, I cannot take another night. I cannot take it no more, Lust of light slips through my fingers. Like blood drips off my arms, Black candle wax has buried me. Another night, another demise, Cadaverous wind blowing cold as ice, I`ll let the wind blow out the light, 'Cuz it gets more painful everytime I die. [Türkçe'si] Zayıf mum'un parlayan ışığı.. Yavaşça ölüyor benim yaşantım.. Yağmur gibi dökülen bir ateş. . Umudun içinde olan, hiçbir kıvılcım.. Gökyüzümde olan, hiçbir göktaşı.. Kırık kanatlar yüksekte, hiçbir uçuş.. Başka bir gece, başka bir ölüm.. Soğuklardan buz olarak esen ölü gibi rüzgar... Işığı durdurması için rüzgara izin vereceğim.. Çok acı çekerek ona ait ol, Her zaman ben öldüğüm için..! Dışarıda olan kavgalar için kuvvet. Başka bir tane geceyi alamam. . Ona hiç, bir daha fazlasını alamam. Hafiften parmaklarımdan kaymalar arzu eder. Kan benim kollarımdan damladığı gibi.. Siyah balmumunun, beni gömen mum'u. Başka bir gece, başka bir ölüm.. Soğuklardan buz olarak esen ölü gibi rüzgar... Işığı durdurması için rüzgara izin vereceğim.. Çok acı çekerek ona ait ol, Her zaman ben öldüğüm için..! |
||
|
||
| Children of BODOM - Are You Dead Yet? Don't hear, don't deem Drowning before you dive Don't care, commit To your self destruction drive I kiss the ground With love beyond forever Flip off the sky With bleeding fingers till I die Enemy, take one good look at me eradicate what you will always be Tainted flesh, polluted soul Through a mirror I behold Throw a punch Shards bleed on the floor Tearing me apart but I don't care anymore Should I regret or ask myself Are you dead yet? Wake up, don't cry Regenerate to deny The truth, the fiction You live in blindfold on your eyes Disclosure, self loathing This time you've gone too far Or could it be my nemesis That you're me? Enemy, take one good look at me eradicate what you will always be Tainted flesh, polluted soul Through a mirror I behold Throw a punch Shards bleed on the floor Tearing me apart but I don't care anymore Should I regret or ask myself Are you dead yet? [Laiho's solo] Enemy, take one good look at me eradicate what you will always be Tainted flesh, polluted soul Through a mirror I behold Throw a punch Shards bleed on the floor Tearing me apart but I don't care anymore Should I regret or ask myself Are you dead yet? Are you dead yet? [Türkçe'si] Duyma, sayma! Boğarım sen dalmadan önce! Önemseme, yapma.! Kendine yok oluşun sürüyor.. Yeri öperim! Ölüm sonrası, sonsuza dek yaşamda olacak sevgi.. Gökyüzü fiske'dir! Ölünceye kadar parmaklarım kanayacak..! Düşman, birisi iyi bende! bakışlarımı al..! Her zaman ne olacağını kökünden çöz..! Eti bozdu, ruhu kirletti Gördüğüm bir ayna.. Bir yumruk at.!. Kırık parçalar, zemini kanar. Beni yırtmak ayrıdır ama Daha çok özenmem..! Ben üzülmelimiyim, veya, kendim sormalımıyım? Henüz ölü müsün? Yukarıda iz var, ağlama..! İnkar etmek için tekrar oluşmuş birşey.. Gerçek, kurgu... Göz bağında gözlerin yaşarsın..! İfşa, nefret ediyordu kendisi.. Bu sefer sende uzağa gittin.. Veya benim cezam olabilirmiydi..? Sen, ben iken? Düşman, birisi iyi bende! bakışlarımı al..! Her zaman ne olacağını kökünden çöz..! Eti bozdu, ruhu kirletti Gördüğüm bir ayna.. Bir yumruk at.!. Kırık parçalar, zemini kanar. Beni yırtmak ayrıdır ama Daha çok özenmem..! Ben üzülmelimiyim, veya, kendim sormalımıyım? Sen, Henüz ölü müsün? [Laiho solo] Düşman, birisi iyi bende! bakışlarımı al..! Her zaman ne olacağını kökünden çöz..! Eti bozdu, ruhu kirletti Gördüğüm bir ayna.. Bir yumruk at.!. Kırık parçalar, zemini kanar. Beni yırtmak ayrıdır ama Daha çok özenmem..! Ben üzülmelimiyim, veya, kendim sormalımıyım? Henüz ölü müsün? henüz ölü müsün? |
||
|
||
| Children of BODOM - Angels Don't Kill (I want no one to escape) I hear the footsteps walking by, Watching myself slowly die, Sharp pains impaling through my heart, Slowly tearing me apart... One minute you're an angel fallen from grace. Next, the fears that I hate. Pick me up from the gutter with a gentle kiss, Then rips off my heart to show me, how black it is! No... Yet again... it feels so cold... Yet I won't turn back. I’ll die alone. I hear the footsteps walking by. Watching myself slowly die. Sharp pains impaling through my heart, Slowly tearing me apart... When you appear as an angel, Knocking me down, looking my way. Could you ever kill the pain in my heart? Even though they say angels don’t kill. No... Yet again... it feels so cold... Yet I won't turn back. I’ll die alone. No... Yet again... it feels so cold... Yet I won't turn back. I’ll die alone. [Türkçe'si] (Hiç kimsenin kurtulmasını istemiyorum). Geçerken yürüyen adımlar duyarım İzlerim kendimi, Yavaşça ölüyor Kalbimi kazığa oturturken keskin acılar.. Ayrılıyor, yavaşça beni yırtıyor.. Bir dakika, sen kendisinden incelik düşülen bir meleksin.. Sonra, Nefret ettiğim korkular... Yukarıdan nazikçe öptüğümü hisset.. O zaman bana onun ne kadar siyah olduğunu göstermesi için kes kalbimi..! Hayır.. Bir daha.. O çok soğuk hisseder.. Lakin ben, eskiye dönmeyeceğim.. Ben yalnız öleceğim.. Geçerken yürüyen adımlar duyarım İzlerim kendimi, Yavaşça ölüyor Kalbimi kazığa oturturken keskin acılar.. Ayrılıyor, yavaşça beni yırtıyor.. Sen bir melekte gözüktüğün zaman, Bana vururak, benim aşşağıdaki yoluma bakarsın.. Acıyan kalbimi şimdiye kadar öldürebilirmiydin? . Onlar söylese bile, melekler öldürmez.. Hayır.. Bir daha.. O çok soğuk hisseder.. Lakin ben, eskiye dönmeyeceğim.. Ben yalnız öleceğim.. Hayır.. Bir daha.. O çok soğuk hisseder.. Lakin ben, eskiye dönmeyeceğim.. Ben yalnız öleceğim.. |
||
|
||
| Children of Bodom - Kissing the Shadows High above your shadow smiles at me. Way down below I hear your serenly breathe. I`m running after you throughout the valleys of tormented souls, don`t you be afraid of me only kissing your shadow... You`re so far away, I can feel your scent, when I carres your shadow, and if you truly want I`ll cross the line, I`ll follow. I`m dreaming my way out from down below. To get wherever you haunted me from, I`ll go... I`m kissing the shadows you surround me with, to feel my pain vanishing away from me. Your touching the shadows I`m surrounding you with, so together in peace we shall be. I`m running after you throughout the valleys of tormented souls, don`t you be afraid of me kissing your shadow... You`re so far away, I feel your scent, when I caress your shadow, and if you truly want I`ll cross the line, I`ll follow. [Türkçe'si] Yükseklerdeki gölgen, bende gülümser.. Yolun aşşağısındaki benim, "serenly"ini duyar, nefes alırım.. Baştan sona senden sonra koşuyorum.. Ruhların eziyet ettiği vadilerde.. Sadece gölgeni öperken benden korkmazmısın? Simdiye kadar uzaktaydın, Kokunu hissedebiliyorum.. "Carres" gölgen, benim olduğu zaman, Ve eğer gerçekten istersen, satırlarda çizgiyi geçeceğim.. İzleyeceğim.. Yolumun aşşağısında bir rüya görüyorum.. Bana her nerede dadanırsan, ben gideceğim... Beni kuşattığın gölgelerini öpüyorum.. Benden uzakta kaybolurken acımı hissediyorum... Seni kuşattığımda, gölgelerinle dokunursun.. Öyleki, barışta bir arada olacağız.. Baştan sona senden sonra koşuyorum.. Ruhların eziyet ettiği vadilerde.. Sadece gölgeni öperken benden korkmazmısın? Simdiye kadar uzaktaydın, Kokunu hissedebiliyorum.. Gölgeni öptüğüm zaman.. Ve eğer gerçekten istersen, satırlarda çizgiyi geçeceğim.. İzleyeceğim.. "Carries" ve "serenly" kelimeleri bilmediğim için tırnak olarak orada belirttim arkadaşlar siz bulursanız düzeltirsiniz. |
||
|
||
| Children of Bodom - Follow The Reaper (Death, be not proud, though some have called thee mighty and dreadful, for thou art not so.) Losing the war I'm feigning to win though I never tried to strive deep from within. Life could be beautiful for anybody it's for but I'd swear this mothafuckin' shit is rotten to the core The portal has been past and it's time to make a turn, to follow the reaper until the point of no return When your blindly death-raying blade sweeps the griefs and fears away I cross my heart and hope to die thy freedom will be mine Sinking down in the ocean of severe emotions Grab a bottle to drink up the pain-relieving potion But after all, that got boring too so no matter what happens I couldn't give a damn or two The portal has been past 'til the point of no return No more lines to cross no more bridges to burn Now when your blindly death-raying blade swept my griefs and tears away I'd never go back to cross that line I cross my heart and hope to die...die (I was only 21 when I died) [Türkçe'si] (Ölüm gururlu olmak değildir biraz seni çok korkunç çağırmasına rağmen. senin için öyle değilmi? ) Kazanmak için numara yaptığım savaşı kaybettim, Denizin dibine inmek için asla çabalamıyorum.. Yaşam o'nun içinde, herhangi biri için'de güzel olabilirdi.. Ama bu kadar pislik olan o**** çocuğuna yemin edecektim, çürümüş çekirdeğim. Geçmiş oldu büyük kapı ve öyle'de. Biçerdöveri izle ve bir dönüş ayarla, Nokta kadar dönüşü olmayan.. Şimdi kör birisi olarak öldüğün zaman, Küreğin ışığı. Kederlerin ve uzakta korkan süpürmelerin, Ben kalbimi geçerim ve ölmeyi umuyorum... Öl ! Benimde olacak özgürlüğün.. Sert duygular okyanusun dibine batar, Acı dolu bir şişe kap tepene dikip içmek için. İksiri hafifletir. Ama sonra al hepsini. Bundan dolayı o'da sıkmaz hiçbir meseleyi. Bir tane laneti veya iki laneti veremedim.. Büyük kapı, hala geçmiş durumda. Dönüşü olmayan nokta.. Geçilmesi gereken hiçbir çizgi yok!, Yakılması gereken hiçbir köprü yok! Şimdi kör olarak öldüğün zaman, Küreğin ışığı. Kederlerimi süpürdü ve uzakta yırttı. Asla o çizgiyi geçmek için dönmezdim, Ben kalbimi geçerim ve ölmeyi umuyorum... Öl ! (Öldüğüm zaman sadece 21 yaşındaydım.) |
||