|
|
|
||
Notice: Undefined index: no_view_links in /home/content/r/u/m/rumeliweb/html/turkrocker/forum/Sources/Subs.php on line 1324 Notice: Undefined index: no_view_links in /home/content/r/u/m/rumeliweb/html/turkrocker/forum/Sources/Subs.php on line 1330 Notice: Undefined index: no_view_links in /home/content/r/u/m/rumeliweb/html/turkrocker/forum/Sources/Subs.php on line 1586 Notice: Undefined index: no_view_links in /home/content/r/u/m/rumeliweb/html/turkrocker/forum/Sources/Subs.php on line 1592 The Forest Of October The memories that now rests in this forest Forever shadowing the sunrise of my heart Wings leave their nest at my coming Swaying away unto the cold glowing sky Dreaming away for a while My spirit sighs in peace Gazing unto the stars Please, take me there I am so alone, so cold My heart is to scarred to glow I wish the sunrise to come Take my soul (away) From this cold, lonely shell I am free From the eternal sea I rose Veiled in darkness on either shore Lost my pride, lost its glow For me the sun rose no more The forest of October Sleeps silent when I depart The web of time Hides my last trace My blaze travel the last universe Like the sights of magic Wrapped in aeons My mind is one with my soul I fall alone While leaves fall from the weeping trees --------------------------------------------- şu anda anılar bu ormanda dinleniyor kalbimin günbatımını sonsuza dek gölgeleyerek kanatlar benim gelişimle yuvalarını terkediyorlar soğuk kızaran gökyüzüne doğru sallanarak bir müddet düş görerek ruhum barış içinde iç çekiyor yıldızlara gözünü dikerek lütfen,beni oraya alın çok yalnızım ,çok üşüyorum kalbim parlamak için çok yaralı günbatımının gelmesini diliyorum ruhumu al bu soğuk yalnız kabuktan özgürüm sonsuz denizden yükseldim her kıyıda karanlıkla örtülerek gururumu kaybettim,pırıltısını kaybettim benim için güneş bir daha doğmadı Kasım ormanı ben ayrılırken sessizce uyuyor zamanın ağları son izimi saklıyor alevim son evreni dolaşıyor sanki büyülü manzara gibi uzun sürede paketlendi aklım ve ruhum bir yalnız düştüm yapraklar ağlayan ağaçlardan düşerken |
||
|
||
| In My Time Of Need Sürdüğüm bu hayatın anlamını göremiyorum Senin beni unuttuğun gibi,seni unutmaya çalışıyorum Bu kez senin için alacak hiçbirşey kalmadı Bu bir hoşçakal Yaz çok gerilerde kaldı Ve hiçkimse kalmamı istemeyecekti Ve bu değişimi düşünmeliydim Acıyı silmek için Ve yağmurdan kaçmalıyım Dönmeliyim Tümünün sonlanmasına yakın, Sahneler arasında sürükleniyorum Kayıplar içinde doğuşu İçerde ölüm düşünceleri,ruhumun derinliklerden kopar beni Karanlığın yavaş solduğu zamanlarda Ama asla güçlenmiyor Çok ihtiyacım olduğu zamanda Biri bana bakabilirmiydi Hope Leaves Penceremin yanında, köşede Yapayalniz bir fotoğraf asılı.. Bir sebebi yok Asla farketmeyişimin Beni alıkoyabilecek bir anıyı.. Bir yara var her daim kanayan Ve her zaman yürüdüğüm bir yol. Ve biliyorum, buraya asla geri dönmeyeceksin.. Birbiri ardına günler geçirdim hiç konuşmadan Sessizlikte bir rahatlık var.. Böylece alıştım tüm hırsımı kaybetmeye Ve kalanları bir arada tutma mücadelesine.. Bir defa parçalanınca, geriye kalan sadece duman Gözlerimi köreltircesine yakıp Gerçekte ne olduğunu gizleyerek Karanlığı zorla içime katan.. |
||
|
||
| Death Whispered A Lullaby Yolun dışında ateşböceği çemberi var Kayıp ruhların saklandığı koruluğun derinliklerinde Tepenin ardında geri dönen, Bir parça akıl bulmaya çalışan adamlar var Uyu çocuğum Sisin altında hareket eden gölgeler var Korkma, elimi tut Karanlığın içinde kapanan, Canlı canlı kayan kumların içine gömülen göz kapakları var Uyu çocuğum Konuş benimle ve ve dünya ufalanacak Kapıyı aç ve ay düşecek Tüm hayatın, tüm hatıraların Düşlerine gidiyor, hepsini unut |
||
|
||
| Black Rose Immortal - OpethIn the name of desperation I call your name A lamentation I sigh Again and again Spiritual eclipse The gateways are closed for me to seek The night... A veil of stars, watching My shadow is born from light The light of the eye, in darkness Over troubled waters memories soar Endlessly, searching night and day The moonlight caresses a lonely hill With the calmness of a whisper I wear a naked soul A blank face in the streaming water It is cold in here Frost scar my coat with dust Eyes attach to your mute portrait We spoke only through thoughts Together we gazed, awaited Hours brought thirst and the rising sun Sunbirds leave their dark recesses Shadows glid the archways Do not turn your face towards me Confronting me with my lonliness You are in a forest unknown The secret orchard And your voice is vast and achromatic But still so precious Lullaby of the crescent moon took you Mesmerized, its kaleidoscopic face Granted you a hollow stare Another soul within the divine herd I have kept it The amaranth symbol Hiddin inside the golden shrine Until we rejoice in the meadow Of the end When we both walk the shadows It will set ablaze and vanish Black rose immortal It is getting dark again Dusk shuffle across the fields The evening trees moan as if they knew At night I always dream of you ------------------------------------------- kara gül ölümsüzdür umutsuzluğun adı ile adını anıyorum kendimi paralayarak iç çekiyorum tekrar tekrar ruhani yücelik aradığım aralı kapılar benim için kapandı gece… yıldızlardan birinin pençesi izliyor gölgem ışıktan doğuyor karanlığın içindeki gözlerin ışığından rahatsız suların üzerinde anılar uçuşuyor sonsuza dek gece ve gündüzü arayış ay ışığı yalnız bir tepeyi okşuyor bir fısıldayışın telaşıyla çıplak bir ruha bürünüyorum boş bir surat sel gibi akıyor burası soğuk ayaz üzerimde tozlu izler bırakıyor gözler sessiz portrene asılıyor sadece bütün düşünceleri konuşurduk hep beraber gözlerimizi dikip bekledik saatler susadı ve güneş yükseldi güneş kuşları karanlık kovuklarını terk ediyorlar gölge kemerli geçitlerde süzülüyor yüzünü bana doğru çevirme yalnızlığımın üzerine yürü benimle sen bilinmeyen bir ormandasın gizli kemer sesin engin ve şeffaf fakat hala çok değerli hilalin ninnisi seni aldı hipnotize edilmiş kaleydeskopik yüz boş bir bakışla seni kabullendi ilahi kalbin içinde başka ruh onu tutmuştum amarant sembolü gizli altın tapınağın içinde çayırlardaki coşkumuzdan beri sonunda gölgeler ile yürürken biz o alevlere atılacak ve kaybolacak kara gül ölümsüzdür hava yeniden kararıyor alacakaranlık tarlaların üzerinde süzülüyor gece ağaçları bilirmişçesine inliyordu geceleri hep seni rüyamda gördüğümü |
||
|
||
| Harvest Stay with me a while, Rise above the vile. Name my final rest, Poured into my chest. chorus: Into the orchard i walk peering way past the gate. Wilted scenes for us who couldnt wait. Drained by the coldest caress, stalking shadows ahead. Halo of death, all i see is departure. Mourners lament but its me whos the martyr. Pledge yourself to me , Never leave me be, Sweat breaks on my brow, Given time ends now. chorus Spirit painted sin, Embers neath my skin, Veiled in pale embrace, Reached and touched my face. ............................................................... Birazcık benimle kal kötülükten yükselerek bırak benim son huzurumu göğsümden içeri akın ederek nakarat: meyve bahçesinden eski çitli eşit yolda yürüyorum bizim için bekliyemeyen çürük sahneler buz gibi bir okşayıştan kaçış,gölgelerinden yanından azimle yürüyerek ölüme merhaba,gördüğüm her şey hareketli yaslıların sızlamaları ama bu lekeli benim kendini bana rehin et asla terketme beni alnımdan dökülen terler kırılır verilen zaman şuan bitti nakarat ruhum günahları boyadı tenimin altındaki korlar örtünmüş solgun bir kucaklama |
||